Başkan Atilla Sinacı, sanayi üretimi verilerini değerlendirdi
12.03.2026 - 9:55 | Son Güncelleme: 2026-03-12 09:59
Sanayi üretimi 2026’ya düşüşle başladı: Ocakta yıllık yüzde 1,8, aylık yüzde 2,8 geriledi

Sanayi üretimi 2026’ya düşüşle başladı: Ocakta yıllık yüzde 1,8, aylık yüzde 2,8 geriledi

Başkan Atilla Sinacı, sanayi üretimi verilerini değerlendirdi

SPOT:

Sanayi üretimi yıllık %1,8 azaldı. Sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı) incelendiğinde,

2026 yılı Ocak ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre

%2,8 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi %2,5 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme

üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %5,6 arttı. Sanayi üretimi aylık %2,8 azaldı. Sanayinin alt

sektörleri incelendiğinde, 2026 yılı Ocak ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir

önceki aya göre %2,1 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi %3,4 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve

iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %1,8 arttı.

HABER:

Sanayi üretimi 2026’nın ilk ayında zayıf seyretti. TÜİK verilerine göre ocakta üretim yıllık yüzde 1,8,

aylık yüzde 2,8 azalırken, daralmada en belirleyici unsur imalat sanayindeki gerileme oldu.

Türkiye’de sanayi üretimi yılın ilk ayında hem yıllık hem aylık bazda geriledi. TÜİK’in Sanayi Üretim

Endeksi bültenine göre, Ocak 2026’da sanayi üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,8, bir önceki

aya göre ise yüzde 2,8 düştü.

Daralmada ana etki imalat sanayinden geldi. Ocakta imalat sanayi üretimi yıllık yüzde 2,5, aylık bazda

ise yüzde 3,4 geriledi.

Enerji tarafı pozitif ayrıştı

Sanayi üretimindeki genel zayıflığa rağmen bazı alt sektörlerde artış görüldü. Elektrik, gaz, buhar ve

iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü yıllık yüzde 5,6, aylık yüzde 1,8 artarak pozitif ayrıştı.

Madencilik ve taş ocakçılığı sektörü ise yıllık bazda yüzde 2,8 gerilerken, aylık bazda yüzde 2,1 artış

kaydetti.

Grafikler de yönün aşağı döndüğünü gösterdi

Bültendeki grafikler, sanayi üretiminde ivme kaybının yılın ilk ayında belirginleştiğini ortaya koydu.

Aralık 2025’te yıllık bazda yüzde 1,8 daralan sanayi üretimi, Ocak 2026’da da aynı oranda geriledi. Bir

yıl önce, Ocak 2025’te ise yüzde 1,1’lik artış görülmüştü.

Aylık bazda da tablo bozuldu. Aralık 2025’te yüzde 1,2 artan sanayi üretimi, Ocak 2026’da yüzde 2,8

düşüş gösterdi.

En sert düşüş dayanıklı tüketim mallarında

Alt kırılımlar, zayıf görünümün özellikle bazı üretim gruplarında yoğunlaştığını gösterdi. Yıllık bazda en

sert düşüş yüzde 17,2 ile dayanıklı tüketim mallarında görüldü. Bunu yüzde 9,1 ile düşük teknoloji,

yüzde 8,2 ile dayanıksız tüketim malları izledi.

Buna karşılık yüksek teknoloji üretimi yıllık yüzde 22 artarak en güçlü yükselişi kaydetti. Sermaye malı

üretimi yüzde 8,3, enerji üretimi yüzde 5,4 ve orta-yüksek teknoloji üretimi yüzde 3,3 artış gösterdi.

Aylık görünüm de kırılgan

Ocakta aylık bazda ara malı üretimi yüzde 4,2, sermaye malı üretimi yüzde 3,9, orta-düşük teknoloji

üretimi yüzde 4,2 ve orta-yüksek teknoloji üretimi yüzde 6,6 geriledi. Dayanıklı tüketim mallarında

aylık düşüş yüzde 6,9 oldu.

Yüksek teknoloji üretimi ise aylık yüzde 5,8 artışla pozitif tarafta yer aldı. Enerji üretimi ile madencilik

ve taş ocakçılığı da aylık bazda yüzde 2,1’er yükseldi.

İlk sinyal: Üretimde temkinli tablo

Ocak verileri, sanayi üretiminde genel görünümün zayıf kaldığını ve özellikle imalat sanayindeki

düşüşün toplam endeksi aşağı çektiğini gösteriyor. Enerji tarafındaki artışlar kaybı sınırlasa da,

üretimin ana omurgasındaki gerileme ekonomik aktivite açısından temkinli bir tabloya işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde iç talep, ihracat siparişleri ve finansman koşullarının sanayi üretiminin

seyrinde belirleyici olması bekleniyor.

İş dünyasından ilk değerlendirme

Sanayi üretiminin düşüşle 2026’ya başlamasına değerlendiren, Vizyoner İş Adamları Derneği (VİAD)

Genel Başkanı Atilla Sinacı, “Sanayi üretimi, bir ekonominin nabzını tutan en temel göstergelerden

biri. Fabrikaların ne kadar ürettiğini, siparişlerin ne durumda olduğunu, iç ve dış talebin ne kadar canlı

seyrettiğini gösterir. Bu nedenle sanayi üretimindeki gerileme, yalnızca fabrikaları değil; istihdamdan

ihracata, büyümeden yatırım iştahına kadar ekonominin tamamını etkileyen bir sinyal niteliği taşır.

Ocak 2026 verilerinde görülen yıllık yüzde 1,8, aylık yüzde 2,8’lik düşüş, özellikle imalat sanayindeki

zayıflamanın artık daha görünür hale geldiğine işaret ediyor. İmalat sanayi, üretim ekonomisinin

omurgasıdır. Buradaki yavaşlama; siparişlerde daralma, kapasite kullanımında zayıflama, maliyet

baskısı ve finansmana erişimde zorluk gibi sorunların daha fazla hissedildiğini düşündürüyor.” dedi.

Sanayideki düşüşün en önemli risklerinden birinin istihdam üzerinde ortaya çıkacağına da işaret eden

Başkan Sinacı, “Üretim zayıfladığında işletmeler önce vardiya azaltmaya, ardından yeni işe alımları

yavaşlatmaya, daha sonra da maliyet kontrolü için personel sayısını gözden geçirmeye başlıyor. Bu

süreç özellikle KOBİ’lerde daha hızlı hissediliyor. Sanayi üretimindeki kalıcı bir gerileme, işsizliği

artırmasa bile işe alımları frenleyerek emek piyasasında ciddi bir durgunluk yaratabilir.

Bir diğer kritik başlık ekonomik büyüme. Sanayi üretimi, büyümenin öncü göstergelerinden biri kabul

edilir. Üretimdeki düşüşün sürmesi, önümüzdeki dönemde büyüme verilerinin de baskı altında

kalabileceğine işaret eder. Çünkü üretim zayıfladığında yatırım iştahı azalır, ihracat kapasitesi

baskılanır ve iç piyasada güven kaybı derinleşebilir. Kısacası sanayideki zayıflık, ekonominin genel

temposunu aşağı çeken bir etkide bulunur.” Şeklinde konuştu.

“Bu tablo iş dünyası açısından da uyarı niteliğinde. Sanayicinin karşı karşıya olduğu sorunların daha

açık biçimde konuşulması gerekiyor.” Şeklinde açıklamasını sürdüren Başkan Sinacı, şunları söyledi:

“Finansman maliyetleri, krediye erişim, enerji giderleri, kur oynaklığı, hammadde maliyetleri ve talep

daralması gibi başlıklar, üretim kararlarını doğrudan etkiliyor. İş dünyasının beklentisi, üretimi

destekleyecek daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir ekonomik zeminin oluşturulması yönünde.

Özellikle imalat sanayindeki gerileme, sadece bugünün verisi olarak okunmamalı. Bu durum, yarının

yatırım kararlarını, istihdam planlarını ve ihracat performansını da etkileyebilecek bir gelişme. Eğer

sanayideki düşüş geçici bir dalgalanmanın ötesine geçer ve kalıcı hale gelirse, bunun hem reel sektör

hem de genel ekonomi üzerinde daha ağır sonuçlar doğurma ihtimali artar.

 

Bu nedenle sanayi üretimindeki zayıflama, “tek aylık veri” diye küçümsenecek bir başlık değil. Tam

tersine, üretimin güçlendirilmesi, sanayicinin üzerindeki baskıların azaltılması ve sorun alanlarının

hızla tespit edilip çözülmesi gereken bir döneme işaret ediyor. Çünkü sanayi güçlü değilse, istihdamı

korumak da, büyümeyi kalıcı kılmak da çok daha zor hale gelir.”

  • Beğen
YORUM YAZIN