Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Avrupa’daki Türk Gençlerle Buluştu
20.01.2021 - 15:19 | Son Güncelleme: 2021-01-20 15:19
“(Yabancı bir uygulamanın ‘kullanıcı bilgilerini paylaşma’ kararına ilişkin) Kişisel veriler konusundaki çifte standartlar karşısında BiP ve Yaay gibi milli platformlara yönelimin artması olumlu bir gelişme”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Avrupa’daki Türk Gençlerle

Buluştu

“(Yabancı bir uygulamanın ‘kullanıcı bilgilerini paylaşma’ kararına ilişkin) Kişisel veriler

konusundaki çifte standartlar karşısında BiP ve Yaay gibi milli platformlara yönelimin artması

olumlu bir gelişme”

“Dijital alanda faaliyet gösterecek yerli ve milli iletişim platformlarının güçlendirilmesine

ihtiyacımız var. Bu alanda başarılı girişimlerimiz söz konusu. Bunların daha nitelikli hale

gelmesi, sayılarının artması gerekiyor”

“Bu sadece kamunun sırtlanması gereken bir yük değil. Özellikle iş dünyasının bu noktada

yapacağı yatırım çok önemli”

“Özel sektörün de bu alana yatırım yapması Türkiye’nin mukadderatı, siyasal alanın selameti,

demokrasinin ve istikrarın korunması, daha sağlıklı bir ekonomik alanın inşası bakımından

oldukça kıymetli”

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenli gençlere yönelik

düzenlenen “Dijital Çağda Medya Okuryazarlığı” projesinin açılış programı, Cumhurbaşkanlığı

İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un katılımıyla gerçekleştirildi.

Fahrettin Altun, videokonferans yöntemiyle düzenlenen programda, son yıllarda siyasi, askeri,

ekonomik ve beşeri gücü artan Türkiye’nin aynı zamanda bir yıpratma savaşıyla da karşı karşıya

kaldığını söyledi.

Sokak kalkışmasından darbe teşebbüsüne, ekonomik saldırılardan terör eylemlerine kadar bu

yıpratma savaşının farklı veçhelerinin yaşandığını anlatan Altun, Türkiye’nin hiçbir baskıya

boyun eğmeden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hedeflerine doğru

ilerlediğini belirtti.

Türkiye kararlı yürüyüşünü sürdürdükçe, yıpratma savaşının bir uzantısı olarak ülkenin küresel

imajını zedelemeye yönelik kötücül faaliyetlerin de hızlandığına işaret eden Altun, Türkiye’nin

itibarına yönelik saldırıların önemli bir kısmının konvansiyonel ya da dijital medya mecraları

üzerinden gerçekleştirildiğine dikkati çekti.

 

Altun, “Hal böyleyken, bütün medya mecralarının etkin kullanılması noktasında her birimize

önemli sorumluluklar düşüyor. Hepimiz ülkemize karşı tezviratlarla mücadele etmeli, milletimiz

lehine pozitif iletişim kampanyalarına destek olmalıyız.” diye konuştu.

“Dijital medya okuryazarlığı, dijital faşizmin panzehiri”

İletişim literatüründe “medya okuryazarlığı” olarak nitelendirilen analiz sürecinin dijital alanda

da önemli olduğuna dikkati çeken Altun, “Dijital medya okuryazarlığı, dijital faşizm,

dezenformasyon ve algı operasyonlarının panzehiri olarak düşünülebilir.” dedi.

Fahrettin Altun, kullanıcılara geniş kitlelere ulaşma, bilgi edinme, bilgi sağlama ve içerik üretme

imkanı sunan sosyal medyanın, dezenformasyon amaçlı haber ve içeriklerin kontrolsüz

yayılmasıyla bilgi kirliliğine neden olabildiğini ve nefret söylemi, algı operasyonları gibi kötücül

faaliyetler için kullanılabildiğini aktardı.

Bir kişiye, gruba, kuruma, devlete ya da dine zarar vermek maksadıyla kullanılabilen sosyal

medya platformlarında dezenformasyonlara ve algı operasyonlarına karşı uyanık olmak

gerektiğini vurgulayan Altun, “Özellikle yabancı düşmanlığı ve İslamofobi vakalarının Avrupa’da

artış gösterdiği bir dönemde gençlerimizin yanlış bilgi ve haberlere karşı daha ihtiyatlı olmaları

son derece önemli. Örneğin, Fransız devletinin ‘Fransa tipi İslam’ provokasyonları ve karikatür

hadsizliğinin sosyal medyada kötücül algı maksatlı kullanılması bu alandaki dezenformasyonu

artırmış durumda. Bunlara karşı dikkatli olmak ve mücadele etmek esastır.” değerlendirmesinde

bulundu.

“Türkiye, dijital alanda da hakikat için mücadele ediyor”

Yalan ve kurgunun, doğru ve hakikatin önüne geçtiği “hakikat ötesi” (post-truth) olarak

adlandırılan bir dönemin içinden geçildiğini belirten Altun, “Kötücül unsurlar tarafından

hakikate savaş açılan bir dönemi tecrübe ediyoruz. Biz bu dönemde tahrifata ve fitneye karşı

hakikat için elimizdeki bütün imkanlarla mücadele etmek durumundayız. Türkiye olarak ‘yaşasın

hakikat’ ilkesiyle her alanda olduğu gibi dijital alanda da doğruluk ve temiz bilgi için çalışıyoruz

ve buna devam edeceğiz.” diye konuştu.

“Dijital gettolaşma, toplumları manipüle etmek için operasyonel olarak kullanılıyor”

Dijital iletişim dünyasında, aynı ya da benzer fikirleri paylaşan kullanıcıların “dijital bir fanus”

oluşturduğunu belirten Altun, şöyle devam etti:

“Ben bu durumu ‘dijital gettolaşma’ olarak isimlendiriyorum. Büyük platformlar, bu fanusları,

gettoları kritik zamanlarda toplumları manipüle etmek için ayrıştırıcı bir zeminde operasyonel

olarak ele alıyor. Benzer görüşlerin sorgulanmadan kabul edilmesiyle farklı düşüncelerin yok

sayılması ve kullanıcıların yalnızca kendi fikirlerinin doğruluğuna inanması literatürde ‘yankı

odası’ olarak tanımlanır. Dijital gettoların sadece kendi fanusları içinde konuşmaları, yapay

algılarla inşa edilmiş sözde gerçeklikleri yeniden üretmeleri, gerçek anlamda hakikate karşı

savaşın bir unsurudur. Algı operasyonları da ‘hakikat ötesi’ dönemde dezenformasyon içerikli

paylaşımların ve bu yankı odası etkisinin sonucu olarak karşımıza çıkıyor.”

“Dijital faşizm ve sömürgeciliğe karşı kararlılıkla mücadele ediyoruz”

Dijital dünyada “siber vatan” ve “siber güvenlik” konularının da üzerinde hassasiyetle durulması

gerektiğini belirten Altun, şunları kaydetti:

“Uluslararası hukuk metinlere göre ‘devletlerin egemenliği ilkesi’ siber alanda da geçerlidir. Biz

dijital sınırlarımız içinde de dijital faşizm ve sömürgeciliğe karşı kararlılıkla mücadele ediyoruz.

Bütün bu yıpratma savaşı aktörlerine, onların ülkemiz içindeki temsilcilerine rağmen bu

mücadeleyi veriyoruz. Dijital alanda da ülkemizin, vatandaşlarının egemenliğini korumaya

gayret ediyoruz. Bu çerçevede gerçekleştirdiğimiz sosyal medya düzenlemesi sonucunda sosyal

medya şirketleri bugün Türkiye’de ofislerini açmaya başladılar. 5651 sayılı kanun kapsamındaki

yeni hükümlerle kanuna sosyal ağ sağlayıcıları şeklinde yeni bir tanım getirildi. Yapılan

düzenlemelerle sosyal ağ sağlayıcılarının bu yeni yükümlülüklere uyum sağlaması bekleniyor.”

“Milli teknolojilerin önemi daha iyi anlaşıldı”

Fahrettin Altun, yabancı bir uygulamanın, “kullanıcı bilgilerini paylaşma” kararının ardından

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun uygulama hakkında yurt dışına veri aktarımı ve temel ilkeler

yönünden resen inceleme başlattığını hatırlatarak, “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin

farkındalığın artmasıyla milli teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanmasının da önemi daha iyi

anlaşıldı. Kişisel veriler konusundaki çifte standartlar karşısında BiP ve Yaay gibi milli

platformlara yönelimin artması olumlu bir gelişme.” dedi.

Altun, şu değerlendirmede bulundu:

“Yerli ve milli platformlara ciddi bir yatırım yapılması gerektiği aşikar. Bugün itibarıyla bu

ihtiyacın ne kadar acil bir ihtiyaç olduğunu gördük. Çünkü bu dijital platformların aslında bize

anlatıldığı gibi, tarafsız bir mecra olmadıkları net bir şekilde görülmüş durumda. Bunların her

biri, arkasında holdinglerin, medya devlerinin olduğu; pekala siyasete, ekonomiye ilişkin

meselelerde taraf olan birer özne. Özneliklerini gizleyerek kendilerini bir oyuncu değil bir hakem

gibi yansıtan bu platformların aslında ne kadar yanlı, taraflı ve yeri geldiğinde siyasal, sosyal

meselelere müdahil olabildiğini gördük. Demek ki bu platformlar, bu teknolojiler ‘tarafsız, kültür

üstü, evrensel ya da küresel’ diyerek meşrulaştırılabilecek platformlar değil. Bu platformların da

her şekilde kendi ad ve hesaplarına hareket edebildiklerini görüyoruz.

O zaman dijital alanda faaliyet gösterecek yerli ve milli iletişim platformlarının güçlendirilmesine

ihtiyacımız var. Bu anlamda başarılı girişimlerimiz söz konusu. Bu girişimlerin daha nitelikli hale

gelmesi, sayılarının artması gerekiyor. Bu nedenle özellikle iş dünyasının bu noktada yapacağı

yatırım çok önemli. Bu sadece kamunun sırtlanması gereken bir yük değil. Özel sektörün de bu

alana yatırım yapması Türkiye’nin mukadderatı açısından, siyasal alanın selameti açsısından,

demokrasinin ve istikrarın korunması açısından, daha sağlıklı bir ekonomik alanın inşası

bakımından oldukça kıymetli.”

  • Beğen
YORUM YAZIN
bursa escort bursa escort konya escort selçuklu escort meram escort