Çumra’nın Sarı İçli “Tatar Karpuzu” Yeniden Gündemde
26.05.2026 - 21:37 | Son Güncelleme: 2026-05-26 21:37
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Acar, Çumra’nın Fethiye Mahallesi’nde yaşayan üreticiler Mevlüt Temiz ve Naim Sert ile yaptığı röportajda, yörede geçmişi 19. yüzyıla uzanan sarı içli yerel karpuz çeşidini yeniden gündeme taşıdı.

Çumra’nın Sarı İçli “Tatar Karpuzu” Yeniden Gündemde

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan

Acar, Çumra’nın Fethiye Mahallesi’nde yaşayan üreticiler Mevlüt Temiz ve Naim Sert ile

yaptığı röportajda, yörede geçmişi 19. yüzyıla uzanan sarı içli yerel karpuz çeşidini yeniden

gündeme taşıdı. Halk arasında “Buz Karpuzu” ve zamanla “Tatar Karpuzu” olarak anılan bu

özel karpuzun yeniden çoğaltılması ve tescillenmesi isteniyor.

1876’dan Çumra’ya taşınan bir tohum mirası

Fethiye Mahallesi sakinleri, atalarının 1876 yılında Kırım Savaşı sonrasında Çumra’ya

yerleştiğini ve beraberlerinde bu karpuzun tohumlarını da getirdiğini anlatıyor. O dönem

Çumra’da ne “buz karpuzu” ne de sarı içli karpuz yetiştiğini belirten mahalle sakinleri, bu

çeşidin zamanla yörede tanındığını ifade ediyor.

Dış kabuğunun beyaza yakın rengi nedeniyle “Buz Karpuzu” olarak anılan türün, içi sarı ve

oldukça tatlı bir aroması bulunuyor. Zaman içinde bu sarı içli karpuz, bölgede “Tatar

Karpuzu” adıyla bilinmeye başlanmış. Ayrıca dışı koyu siyah, içi sarı olan başka bir tipi daha

olduğu; çekirdek renginin ise alışılmış siyah yerine kırmızı olduğu vurgulanıyor.

Tatar Karpuzu’nun yalnızca Fethiye Mahallesi’nde değil, Çumra’nın Yörük, dağ ve Türkmen

köylerinde de geçmişten bugüne ekilen önemli bir ata tohumu olduğu belirtiliyor. Bölge halkı

tarafından uzun yıllardır yetiştirilen bu yerel çeşit, hem kültürel hafızada hem de kırsal üretim

geleneğinde önemli bir yer tutuyor.

“Bıçakla değil, yere vurarak kırardık”

Mevlüt Temiz, çocukluk anılarında bu karpuzun evlere at arabasıyla getirildiğini ve bıçakla

kesilmek yerine yere vurularak kırıldığını anlatıyor. Kırılan karpuzun içinin annesi tarafından

tencereye doldurulduğunu ve kaynatılarak karpuz pekmezi yapıldığını belirtiyor. Bu yönüyle

karpuzun sadece taze tüketim değil, geleneksel ürün yapımında da kullanıldığı ortaya

konuyor.

Susuz, ilaçsız, doğal üretim

Üretim yöntemlerine dair aktarılan bilgiler ise dikkat çekici. Günümüzde gübre ve ilaç

kullanımına rağmen istenen verimin alınamadığını ifade eden mahalle sakinleri, geçmişte bu

karpuza neredeyse hiç su verilmediğini, yalnızca iki kez çapa yapıldığını söylüyor. Buna

rağmen dönemin üreticilerinin 20 dekara kadar ekim yaptığı belirtiliyor.

Tescil çağrısı

Röportajın sonunda mahalle sakinleri, bu yerel karpuz çeşidinin Çumra’da yeniden

yaygınlaştırılmasını ve resmi olarak tescillenmesini talep ediyor. Akademik ilgiyle yeniden

gündeme gelen sarı içli bu ata tohumu karpuzun, hem kültürel miras hem de tarımsal çeşitlilik

açısından önemli bir değer olduğuna dikkat çekiliyor.

Öte yandan Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın öncülüğünde Çumra Belediyesi

tarafından da Tatar Karpuzu’nun tescillenmesi adına çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Yerel

mirasın korunmasına yönelik bu girişimlerin, ata tohumu niteliği taşıyan karpuzun gelecek

nesillere aktarılmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Bu çağrı, Çumra’nın geçmişinden günümüze taşınan nadir bir tarımsal mirasın kayıt altına

alınması ve gelecek nesillere aktarılması açısından yeni bir sürecin kapısını aralıyor.

  • Beğen
YORUM YAZIN