Tyb Konya’da “Konevî’de Fıkıh” Konuşuldu
23.12.2020 - 13:11 | Son Güncelleme: 2020-12-23 13:12
BİLGİLİ: “Konevî’ye göre Şeriatta konulan her hüküm ve belirli sayı, rabbani bir esasa ve hakikatlere uygun belirli bir tertibe dayanmaktadır.”

Tyb Konya’da “Konevî’de Fıkıh” Konuşuldu

BİLGİLİ: “Konevî’ye göre Şeriatta konulan her hüküm ve belirli sayı, rabbani bir esasa ve

hakikatlere uygun belirli bir tertibe dayanmaktadır.”

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi “Şehre Sözümüz Var” anlayışı ile sürdürdüğü 2020 yılı

Kültürel Etkinlikler takvimindeki programlarını Konya Büyükşehir Belediyesi, Selçuklu, Meram ve

Karatay Belediyelerinin katkıları ile aralıksız her hafta izleyicileri ile buluşturmaya devam ediyor.

TYB Konya Şubesi Başkan Yardımcısı ve NEÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet

Akman’ın yönettiği, “Sadreddin Konevî’nin Kırk Hadis Şerhinde FIKIH” konulu programı NEÜ

İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Bilgili sundu.

Pandemi sebebiyle çevrimiçi olarak gerçekleştirilen programda Sadreddin Konevî Hazretlerinin

hayatı, yaşadığı dönem ve eserleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. İsmail Bilgili, Konevî’nin “Kırk

Hadis Şerhi” isimli eserinde yer alan bazı Hadis-i Şeriflerin özelinde fıkıh ile irtibatını anlattı.

Sadreddin Konevî’nin, yazdığı eserleri ve bıraktığı tesiriyle tasavvuf tarihine yeni bir dönem

açan âlimlerden olduğunu, dönemin önde gelen hocalarından dersler aldığını ve İslâm düşünce

sisteminin metafizik alanına yoğunlaştığını söyleyen Bilgili; “Tasavvufî yönü ile daha çok bilinen

Konevî, aslında İslâm’ın üç temel direği olan iman, amel ve ahlâkı bir bütünlük içinde ele almıştır.

Aslında bu bakış açısı, bu yaklaşım İslâm ilim geleneğinde sürekli var ola gelen bir durumdur. Cibril

hadisiyle de özetle ifade edilen bu üç asıl ilim kelâm, fıkıh ve tasavvuf ilmidir.

Konevî, gerçek arifi dünya ve ahiret hayatından yüz çevirmeyen, dünyaya ve ahirete ‘hakkını

veren’ insan olarak kabul eder. Eserlerinde tasavvufî anlayışı, genellikle hükümlerin iç manalarını

kavramayı, manevî boyutlarına ulaşmayı, meselelerin sırlarına, inceliğine vakıf olmayı kendine ilke

edinmekle birlikte hükümlerin zâhir manalarını da ihmâl etmemiş, önemsemiştir. Eserlerinde zâhirî

ahkâm olan fıkıh ilminin konularına kısmen de olsa değinmiş, fıkhî izahlara yer vermiştir. Fıkıh

konularına değindiği eserlerinden biri de Kırk Hadis Şerhi’dir.” Dedi.

Konevî’nin, amelde Şafiî fıkhına tabi olduğunu ifade eden Bilgili; “Genel olarak ilk dönem

sûfîleri tasavvufu, fıkıh ve kelam gibi ilimlerin sınırları içinde gördüklerinden tasavvufun

meşruiyetini, fıkıh ve kelâm ilimlerine olan uygunluğuna bağlamışlardı. Şeriat-hakikat ya da zâhir-

bâtın üzerine oturan tasavvuf, dinî hakikatlerin anlaşılmasının esas yollarından birisi olarak kabul

edilmişti. Bütün tasavvuf teorisyenlerinde, şeriat-hakikat veya zâhir-bâtın bir bütün içerisinde sunma

çabası, en belirgin yön olarak dikkat çekmekteydi. Dahası, onlar, şeriat ya da zâhir ulemasının

otoritesini kabul etme hususunda hiçbir tereddüt taşımıyorlardı. Bu tasavvuf anlayışı, belirli ölçüde

gelişim kaydederek İbnü’l-Arabî’ye kadar ulaşmıştı.” Dedi.

Tasavvuf ilminin, İbnü’l-Arabî ve Konevî ile İslâm düşüncesinin teorik ilimlerine göre

tanımlanmaya başlandığının altını çizen Bilgili; “Böylece İbnü’l-Arabî, tasavvufu fıkıh-kelâm

ulemasına karşı savunulması gereken bir şey olarak değil, kendi yöntemi ve yorum yapma hakkı olan

bir disiplin olarak görmüştü. Bu anlamda tasavvuf, Konevî’nin ifadesiyle, bir ilm-i ilâhî, yani İslâmî

ilimlerin merkezi ve en üst bilimini temsil eden bir metafizik ilmiydi. Neticede ‘batınî fıkıh’ şeklinde

düşünülen tasavvuf, Konevî ile yeni bir döneme taşındı. Hadislerin hikmet ve sırlarına yönelik yapılan

Kırk Hadis Şerhi gibi bir çalışmadan fıkıh ilmine malzeme çıkarmak, ahkâma yönelik tespitlerde

bulunmak hiç de kolay değildir. Fakat her sırrın veya hikmetin zâhirde bir hükümle aks bulması,

yansıması mümkün olabilir.

Konevî, Kırk Hadis Şerhi adlı eserinde ağırlıklı olarak meselelerin manevi boyutunu, sırlarını

ele almakta iken, bazen de klasik fıkhın hükümlerinden istifade etmektedir. Bu da bizlere Konevî’nin

fıkhın hükümlerine bağlı, zahiri ahkâmı bilen ve önemseyen bir mutasavvıf olduğunu göstermektedir.

Konevî’nin şeriatın amele yönelik hükümleri hakkında ‘Şeriatta konulan her hüküm ve belirli sayı,

rabbani bir esasa ve hakikatlere uygun belirli bir tertibe dayanmaktadır.’ dediğini unutmayalım”

dedi.

 

  • Beğen
YORUM YAZIN