Hayatım Bir Roman-2
27.04.2021 - 0:45

ZEKİ DURSUN

ZEKİ DURSUN

Hayatım Bir Roman-2

      Kendime bir hedef belirlemiştim. Pazarda ne kadar çok kişiye kendimi tanıtırsam, çayımı tattırırsam ben ekmeğimi daha rahat kazabilecektim. Bunun için ise daha çok çalışmam gerektiğini biliyordum. Konya’daki Pazar yerlerini öğrenmeye başlamıştım, tabi aynı zamanda oradaki kişilerde beni tanımaya başlamıştı. Her gün iki ayrı yere kurulan Pazar yerlerine giderek değişik müşterilerle tanışıyordum.

Bu pazarlara ne kadar erken gelirsem ataların deyimiyle “sabahın bereketini” yaşarsam o kadar çok müşterim olacaktı. Çünkü diğer çaycılar geç geliyordu dolayısıyla birçoğunun tadını bilmediği termos çayıyla herkesi tanıştırabilirdim.

 

Düşüncelerimde ne kadar haklı olduğum zamanla ortaya çıkıyordu. Termosumdan çay içenler artık sadece benim müşterilerim olmaya başlamışlardı.

 

Öyle müşterilerim vardı ki elemanları ile beraber günde 150 – 170 çay içenler bile vardı ve ben bu müşterilerime çoğu zaman yardım etmekten büyük zevk alıyordum. Eşyalarımı taşıyan ahbaplarıma akşamları yardım ettikten sonra, diğer pazarcıların eşyalarını arabalarına taşımalarına da yardım ederdim.

 Bu kadar yoğun tempodan hiçbir zaman deyim yerindeyse “gocunmadım”. Ben çalışmayı seviyordum, ben yeni insanlar tanımayı ve tanışmayı seviyordum, ben yardım etmeyi seviyordum.

Günün birinde pazarcılardan bir teklif aldım.

Bazıları, Cuma günü Sarayönü’nde kurulan pazara gittiklerini ve istersem beni de götürebileceklerini söylüyorlardı.

 

Öğlene kadar orda çalışacak, öğleden sonra Konya’daki pazarlara gelecektim. Bu benim için büyük bir fırsattı.

 

Çünkü Sarayönü’nde hiç çaycı yoktu ve ben iki yerde daha fazla kazanma şansına sahiptim. Sabahın üçünde pazarcılarla beraber Sarayönü’ne gitmeye başlamıştım. Pazarcılar bana müşteri buluyordu bu yüzden hasılatım gerçekten çok güzeldi.

Sarayönü’ne gittiğimi duyan bazı esnaf da Pazartesi günü Çumra’da kurulan pazara da gelmemi istediler. Artık herkes termos çayının tadını biliyordu ve artık ben satıcılar tarafından sevilen birisiydim. Kimse bana ismimle hitap etmiyordu, herkes bana “Termos” diye hitap ediyordu.

Bu işimi ne kadar iyi yaptığımı gösterdiği için seviniyordum.

  • Beğen
YORUM YAZIN