Hayatım Bir Roman-4
20.08.2021 - 9:20

ZEKİ DURSUN

ZEKİ DURSUN

Hayatım Bir Roman-4

    Küçük bir tezgâh olsa bile artık benim de bir işyerim vardı.

2 yıl içerisinde Pazar yerlerinde tanımadığım kişi kalmamıştı. Herkes de beni tanımış ve sevmişti. Tüm bunlar küçük bir termosla başlamıştı, şimdi ise yardımcı bir eleman ihtiyacı duyacak kadar büyütmüştüm işimi. Yine her zamanki gibi sabah çayım demlenene kadar termos çayımdan 35 bardaklık çay veriyordum ve tostumu yapıyordum ama yine de hepsine yetişemez olmuştum.

 O sıralar Konya’ya gelen akrabam Orcan’a iş teklifinde bulundum ve kendisi seve seve teklifi kabul etti. O günün parasıyla Orcan’a aylık 300 bin lira verecektim. Sabit tezgâhı kurunca artık ilçelerdeki Pazar yerlerine gitmemeye başladım. Artık Konya’nın belirli yerlerine kurulan pazarlara gidiyordum. Bunlar; Pazartesi, Binkonut -Salı, Uğurlu - Çarşamba, Aydınlık- Perşembe, Nalçacı- Cuma- Saman pazarı, Cumartesi, Pazar-Dumlupınar pazarlarıydı. Sanki tezgâhımla küçük bir lokanta olmuştum. Keyifliydim çünkü iyi para kazanıyordum.

ma yine de çok zor hava şartlarında çalıştığımız oluyordu. Çetin kış günlerinin yanında kavurucu yaz günlerinde de müşteri memnuniyetini gözetmeye çalışıyordum. Yaz aylarında müşterilerim tostun yanında çay yerine çoğu zaman soğuk içecek olup olmadığını sormaya başlamıştı. Bir gün 1 kilo yoğurttan ayran yapıp müşterilerime ikram edip onların memnuniyetini alınca evden tedarikli gelmeye başladım.

Annem ve yengem ayranı hazırlarlardı. Ayrıca buzdolabındaki buzları da alıp sabah Pazar yerine giderdim ve ayranımı saat 11.00 den sonra satmaya başlardım. Günde 200’e yakın ayran, 1000’e yakın çay ve 50 ekmeğe yakın tost satardım. Bunun yanında tabiki fotoğraf çekimini de ihmal etmiyordum.

    Bir gün evimizin karşısında inşaat vardı babam ve ağabeylerim sohbet, ederken pazardan elde ettiğim kazancın zamanla aynı kalamayabileceğini hatırlatıp, paramı değerlendirmem için bir dükkân almamı tavsiye ettiler. Yer bile göstermişlerdi.

Aklıma yatmıştı bu durum. Benim olumlu tavrımı gördükleri için ben pazardayken dükkânın pazarlığını inşaat sahibi Ali Dilişenle yapıp bitirmişler ve ben 17 milyon liraya dükkânımı almıştım.

17 metrekarelik dükkânımın bir de bodrumu vardı. Aynı zamanda evime de yakın olması benim için çok avantajlıydı. Yalnız ben dükkânı kiraya vermeye pek sıcak bakmıyordum. Onun yerine burada çay ocağı açabilirdim. Bu fikrimi ziraat fakültesini yeni bitirmiş ve iş arayan Nesim abime açtım.

 Dükkânda kendisi durursa böyle bir işe girebileceğimi söyleyince o da kabul etmişti.

    Konya’ya geleli 2 yıl olmuştu. Geldiğimde hiç kimseyi tanımıyordum. Konya’yı da hiç bilmiyordum. Pazar yerlerini evimizin yakınında tren yolunu takip ederek buluyordum. Termosla çay satmaya başladığımda kendime hedef koymuştum ve kısa sürede bu hedefimi gerçekleştirmiştim. Artık termosum, bir Pazar arabam, bir dükkânım ve de çalıştırdığım elemanım vardı.

  • Beğen
YORUM YAZIN