İstanbul Sözleşmesi Yaşatır Nasıl?
05.12.2020 - 20:51

ŞENİZ KURTULUŞ

ŞENİZ KURTULUŞ

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır Nasıl?

Yılbaşından bugüne kadar yaşanan kadın cinayetlerinde ölen kadınların sayısı 169 olmuş. 169 kadın 169 can 169 hayat… İsimler, yaşam tarzları farklı ama sonuç hep aynı… İşte bu hiç bitmeyen acılar yüzünden İstanbul Sözleşmesi hakkında sizlere kısaca bilgi vermek istiyorum. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Neden mi?

Çünkü İstanbul Sözleşmesi Kadına şiddet ile mücadelenin başkahramanıdır.

Kadınlara karşı uygulanan fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete karşı; mağdurun insani haklarına ve güvenliğine odaklanır. Gerekirse yaptırım uygulayarak şiddet mağduru kadınların güçlenmesini ve ekonomik bağımsızlığını kazanmasını sağlar.

Tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzalandı. Çeviri bir metin olmayıp; Türkiye’nin kurucu üye olduğu Avrupa Konseyi’nin bir sözleşmesidir. İstanbul Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ve meclisine taşıyan ilk ülke Türkiye’dir.

Sözleşmede kadına yönelik şiddet insan hakkı ihlali olarak değerlendirilirken, şiddet, cinsel istismar, taciz, tecavüz, zorla evlendirilme, erken evlendirilme ve namus cinayetleri gibi durumların kadınları toplumda ötekileştirildiği vurgulanmaktadır. Kamusal alanda ve özel alandaki şiddeti yasaklamaktadır.

Sözleşmede dine dair doğrudan hiçbir madde yoktur. Kimseye dini inancından ötürü ayrımcılık yapılamayacağı gibi gelenek, görenek ve kültürün bir ayrımcılık sebebi olamayacağını söyler. 

Evlenme ya da boşanmayı teşvik edici veya nafaka yükümlülüğünü erkeğe yüklenmesine ait hiçbir madde yoktur. Erkek şiddetinin olduğu bir ailede boşanmalar uluslararası sözleşmelerden değil, ailede yaşanan şiddetten kaynaklandığı için sözleşme boşanmaları arttırıyor gibi bir düşüncenin savunulmaması gerekmektedir.

 

“Sözleşme eşcinselliği özendirmektedir” diyenlere: Sözleşmede eşcinselliğe dair herhangi bir ifade yok. Sözleşme açıkça şiddete karşı cinsel yönelime ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrım yapmayı yasaklar. Sözleşmenin 4’üncü maddesi “Temel Haklar, Eşitlik ve Ayrım Gözetmeme” başlığını taşır.

Toplumsal rollerin eşitlenmesinin aile kurumuna zarar vereceğini öne sürenler için; Sözleşme, “toplumsal cinsiyete dayalı” ayrımcılık ve şiddeti temel almıştır ve toplumsal cinsiyeti tanımlayan ilk uluslararası belgedir. Şiddet mağdurlarına eşit koruma sağlanmasını öngörmekte ve mağdurlar arasında her türlü ayrımcılığı yasaklamaktadır.

Sözleşme, erkeklere ve çocuklara yönelik ev içi şiddetten de söz etmekte olup şiddet mağduru kız ve oğlan çocuklara ilişkin özel düzenlemelere yer vermektedir. Toplumun tüm üyelerinin işbu Sözleşme kapsamındaki tüm şiddet türlerini önlemek üzere aktif katkı sağlamasını teşvik etmek için gerekli tedbirleri alır.

Bireysel/toplu şikayetlerde destek, uzman desteği hizmetleri, sığınma evleri, telefon yardım hatları, cinsel şiddet mağdurları için destek vermesinin yanı sıra, aile içi şiddet tanığı çocuklar için koruma ve destek, zorla evlilik, psikolojik şiddet, taciz, fiziksel şiddet ve tecavüz dahil olmak üzere; bu eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak, yeterli ve zamanında bilgi almalarını sağlamak amacıyla gerekli hukuki veya diğer tedbirleri alır. Çocuk tacizlerinin, kadın katillerinin ve aile içi şiddetin önüne geçer, İstanbul Sözleşmesi yaşatır…

Bilinmelidir ki kadınlar, kazanılmış haklarından vazgeçmiyor ve sorumluları İstanbul Sözleşmesi’ni karalamaya değil, uygulamaya davet ediyor.

  • Beğen
iLGiLi HABERLER
YORUM YAZIN
bursa escort- bursa escort- konya escort- bursa escort