BİLGİ, Türkiye Ekonomi Kurumu’nun 2. İlkbahar Toplantısı’na
11.05.2026 - 20:41 | Son Güncelleme: 2026-05-11 20:42
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye Ekonomi Kurumu ile ortaklaşa düzenlenen toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda; Prof. Dr. Jeffrey Sachs, Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, Prof. Dr. Philippe Aghion, Doç. Dr. Özge Öner ve Dr. Filiz Ünsal gibi ekonomi dünyasının öncü isimleri, yapay zekadan para politikasına kadar küresel geleceği şekillendirecek stratejik başlıkları ele aldı.

BİLGİ, Türkiye Ekonomi Kurumu’nun 2. İlkbahar Toplantısı’na ev sahipliği yaptı

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye Ekonomi Kurumu ile ortaklaşa düzenlenen toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda; Prof. Dr. Jeffrey Sachs, Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, Prof. Dr. Philippe Aghion, Doç. Dr. Özge Öner ve Dr. Filiz Ünsal gibi ekonomi dünyasının öncü isimleri, yapay zekadan para politikasına kadar küresel geleceği şekillendirecek stratejik başlıkları ele aldı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye Ekonomi Kurumu ile ortaklaşa düzenlenen 2. İlkbahar Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Dünya çapında ekonomistlerin katıldığı konferansta; Prof. Dr. Jeffrey Sachs (Columbia Üniversitesi), Prof. Dr. Philippe Aghion (Collège de France & LSE), Prof. Dr. Ufuk Akçiğit (Chicago Üniversitesi), Doç. Dr. Özge Öner (Cambridge Üniversitesi) ve Dr. Filiz Ünsal (OECD Genel Müdür Yardımcısı) gibi alanında önde gelen akademisyenler söz aldı.

Yaklaşık 180 akademik bildirinin sunulduğu ve 50 davetli konuşmacının yer aldığı konferansta; küresel ekonomi, inovasyon, sürdürülebilir kalkınma, büyüme politikaları ve bölgesel eşitsizlikler gibi güncel ekonomik gündemin öne çıkan başlıkları ele alındı.

Konferansın açılışında söz alan Türkiye Ekonomi Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alper Güzel, akademik gelişim ile toplumsal ilerlemenin ayrılmaz bir bütün olduğunu vurguladı. Kurumun toplumsal sorumluluk vizyonunun altını çizen Güzel, gerçek bir kalkınmanın ancak bilimsel ilerlemenin toplumsal refahla buluştuğu kapsayıcı bir yapıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Sürdürülebilir kalkınma için dengeli büyüme stratejisi

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda yapısal bir dönüşümün önemini vurguladı. Büyüme ile cari açık arasındaki dengenin daha sağlıklı bir zemine taşınması için stratejik çözüm yolları sunan Prof. Dr. Yazgan, küresel ölçekte yükselen "yeni sanayileşme politikası" akımının bu süreçte belirleyici bir rol oynayacağına dikkat çekti.

Prof. Dr. Yazgan, " "Büyümemizi dış ticaret dengesiyle uyumlu kılmak adına stratejik bir dönüşüm şart. Küresel ekonomide ABD ve Çin'in öncülük ettiği yeni sanayileşme dalgası, artık geleneksel korumacılığın ötesine geçmeyi zorunlu kılıyor. Türkiye’nin de verimlilik, yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı, firmaya özel teşvik mekanizmalarını içeren geniş kapsamlı bir sanayi politikasını benimsemesi, ekonomik istikrarın kalıcı anahtarı olacak." diye konuştu.

‘İktisadi hayatı anlamak için mikrocoğrafyaya bakmak elzemdir’

Cambridge ve Sidney üniversitelerinde görev yapan Doç. Dr. Özge Öner, iktisadi olayların sadece makro düzeyde değil, "mikrocoğrafya" merceğinden incelenmesi gerektiğini vurguladı. Mekânsal iktisat çerçevesinde yürüttüğü çalışmaları paylaşan Doç. Dr. Öner, "İktisatta nedenselliği açıklamak yetmez; mekanizmaların coğrafi olarak nasıl cereyan ettiğini de anlamamız gerekir. İsveç ve İngiltere verileriyle yaptığımız analizler, göçmenlerin istihdamından seçmen davranışlarına kadar pek çok alanda, mahalle ölçeğindeki sosyal etkileşimin ve 'öğrenme mekanizmasının' kişisel özelliklerden çok daha belirleyici bir çarpan etkisi yarattığını gösteriyor. Jane Jacobs'ın da belirttiği gibi, iktisadi hayatı ve toplumsal dönüşümü gerçek anlamda kavramak için bakış açımızı mahalle ve sokak ölçeğine kadar indirgemek bugün her zamankinden daha elzemdir" ifadelerini kullandı.

‘Enerji dönüşümü sadece ulusal değil, bölgesel bir projedir’

Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Jeffrey Sachs ise, iklim krizinde kritik bir eşiğe gelindiğini vurgulayarak çözümün 25-30 yıllık sistematik bir planlama ve bölgesel işbirliğinden geçtiğini belirtti. Türkiye’nin enerji stratejisine dair somut bir vizyon ortaya koyan Prof. Dr. Sachs, “İklim krizinde 1,5 derecelik sınırı aşmış durumdayız; ısınma beklenenden çok daha hızlı ilerliyor. Temiz enerjiye geçiş, ulusal sınırları aşan bölgesel bir proje olarak ele alınmalı. Kuzey Denizi ile Karadeniz arasındaki rüzgâr potansiyelini birbirine bağlayan güç hatları, çok daha dayanıklı bir şebeke ve daha az depolama maliyeti demek. Bu süreçte yapay zekâ, hem yüksek enerji tüketen bir yapı hem de akıllı şebekelerin yönetiminde verimliliği artıran en büyük güç olarak çift taraflı bir rol oynayacak. Yapay zekanın geleceği, büyük miktarda sıfır karbonlu enerjiye bağlı” dedi.

‘Süperstar şirketlerden yapay zeka devrimine’

London School of Economics ve Collège de France’den 2025 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Philippe Aghion, dijital dönüşüme öncülük eden "süperstar" şirketlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisine ve bu süreçteki hassas dengeye dikkat çekti.

Yapay zekanın geleceğine dair teknolojik bir iyimserlik taşıyan Prof. Dr. Aghion, dijital dönüşümün dev aktörleri hakkında uyarıda bulundu: “Bilişim teknolojileri devrimini başlatan süperstar firmalar, ilk etapta büyümeye ivme kazandırdı. Ancak burada kritik bir çelişki söz konusu. Bu yapılar aşırı büyüdüğünde ve rekabet politikaları bu yeni düzene ayak uyduramadığında, yeni oyuncuların piyasaya girişi zorlaşıyor. Rekabetin kısıtlandığı bu tablo ise uzun vadede ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden oluyor."

Yapay zekanın sadece üretimi değil, fikir geliştirme süreçlerini de otomatikleştirdiğini belirten Prof. Dr. Aghion, “Yeni fikirler, mevcut bilgilerin yeni kombinasyonlarıdır. Yapay zeka bu birleşimi eşsiz bir hızla yaparak büyümeyi sürdürülebilir kılan bir fikir motoruna dönüşüyor” dedi.

Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı: Dijitalleşen mikro yapılar

Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için "mikro" işletmelerin stratejik önemine dikkat çeken Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Akçiğit ise, yapay zekanın bu işletmeler üzerindeki dönüştürücü gücünü mercek altına aldı. Yapay zekanın istihdam piyasasındaki geleneksel rolleri değiştirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Akçiğit, "Büyük ve yerleşik firmalar yapay zekayı genellikle maliyet düşürmek ve iş gücünü ikame etmek amacıyla kullanırken; yeni iş alanları, yenilikçi ürünler ve taze istihdam fırsatları genç ve küçük işletmelerden geliyor. Verilerimiz açıkça gösteriyor ki; küçük işletmeler yapay zekayı benimsediklerinde, yıktıklarından dört kat daha fazla yeni iş alanı yaratıyorlar" dedi.

Türkiye ekonomisinin yapı taşını oluşturan mikro işletmelerin stratejik önemine değinen Prof. Dr.  Akçiğit, sürdürülebilir kalkınmanın anahtarının bu işletmelerin dijital dönüşümünde yattığını belirtti. Prof. Dr. Akçiğit, "En başarılı dev şirketler bile yolculuklarına küçük birer işletme olarak başlar. Türkiye gibi ekonomilerde 9 ve altı çalışanı olan mikro işletmeler, ekonominin çok büyük bir kısmını oluşturuyor. Bu yüzden sürdürülebilir bir kalkınma için bu işletmelerin sağlığını korumak ve yapay zekayı büyümenin önündeki engelleri kaldıran bir 'kaynak kısıtlaması giderici' olarak nasıl kullandıklarını anlamak zorundayız." dedi.

OECD Genel Müdür Yardımcısı Dr. Filiz Ünsal, yükselen piyasa ekonomilerinin küresel şoklara karşı direncini artıracak yeni nesil stratejileri değerlendirdi. Para politikasındaki dönüşüm ihtiyacına dikkat çeken Ünsal, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için geleneksel modellerin ötesine geçen kapsamlı bir yol haritası sundu.

Ünsal, "Faiz politikasını tutarlı bir şekilde uygulayamayan bir merkez bankası için diğer araçları kullanmayı düşünmek gerçekçi değildir. Bu araçları etkili ve ekonomik olarak mantıklı bir şekilde yönetebilmek için merkez bankalarının; operasyonel stratejiden şeffaflığa, iletişimden bağımsızlığa kadar her alanda belirli bir kurumsal olgunluk derecesine sahip olması şart” diye konuştu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hakkında:

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosuyla Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla kurulmuştur. Bugün 20.000'in üzerinde öğrencisi ve 70.000’i aşkın mezunu bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk, İletişim, İşletme, Mimarlık, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Uygulamalı Bilimler, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşerî Bilimler fakültelerinin yanı sıra Bilişim Teknolojisi Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulu, Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Avrupa Birliği Enstitüsü ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü çatısı altında 150’yi aşkın önlisans, lisans ve lisansüstü program sunmaktadır. Üniversitenin İstanbul’un merkezinde, santralistanbul, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında ayrıntılı bilgiye www.bilgi.edu.tr adresinden ulaşılabilir.

  • Beğen
YORUM YAZIN