
Eğitim
16 Mart itibariyle hayatımızın birçok alanında değişiklik yapmak zorunda kaldık. Bu değişikliklerin en başında ise eğitim öğretim sürecine online devam edilmesiydi… işin açıkçası kısa süre içerisinde üretilebilecek en mantıklı ve en kısa yoldu ama uzun vadede etkileri ne olacak diye düşünürken, şimdiden birçok zararını görmeye başladık.
En başta çocukları uzaklaştırmaya çalıştığımız tablet telefon bilgisayar gibi teknolojik cihazlara daha da yakın hale getirdik. Süreçte arkadaş ilişkileri ve etkileşimi azalan çocuklarda depresif belirtiler görülmeye başladı. Ödev sorumluluğu, ders çalışma alışkanlıkları, uyku düzenleri, yeme alışkanlıkları bozulmaya ya da değişmeye başladı.
Süreç uzadıkça anne baba ile olan ilişkiler de gerilmeye başladı. Çünkü artık hiçbirimiz çocuklarımızla ve eşlerimizle bu kadar fazla vakit geçirmiyorduk. Özel alanlara da müdahaleler başlayınca tahammülsüzlükler arttı ve işin özeti, süreci çok da sağlıklı bir şekilde küçücük evlerimizin içinde yönetememeye başladık.
Üstüne liseye giriş, üniversiteye giriş sınav tarih değişiklikleri, sınava girme düzeni çocukların kaygılarına kaygı ekledi. O stresli dönemi bir şekilde atlattılar derken şimdi ikinci dalga söylentileri okulların açılıp açılmamasına, açılırsa maskeli mesafeli eğitime ya da bir kısım okulların yine online eğitimlere devam etme kararı da işleri daha da çıkılmaz hale getirdi.
Öyle ki bu dönemde devlet okulları ile özel okullar arasında ki uçurumlar da istemeden arttı. Online dersler ile öğrencileri arasındaki bağı koparmadan devam ettirmeye çalışan özel okullarla, devlet okulları yarışamaz hale geldi. Üstelik okulların açılması ile sınıf mevcutlarının kalabalıkları nedeniyle mesafenin nasıl korunacağı endişesi hem öğrencileri hem de velileri şimdiden kaygılandırmaya başladı.
Bu kaygıyı daha da özele indirgediğimizde okula yeni başlayacak çocukların olması. Yaşlarının küçük olması, kurallara ve yönergelere uyma konusunda yaşanabilecek sıkıntılara maalesef online dersler de çözüm olamayacağı gerçeği çaresizlik duygusuyla bizleri baş başa bıraktı.
Benzer bir durum da üniversiteye yeni başlayacaklar için… örgün eğitim almak isterken, gelecekteki mesleklerini uygulamalı öğrenme fırsatları ellerinden alınmış olması onların da hayallerinin yıkılmasına neden oldu. Üstelik eğitimde bu tür değişikliklerin ilerleyen dönemde sadece bireysel değil bilimde sanatta ve ekonomide olumsuz etkilerinin kaçınılmaz olduğu gerçeği.
Bu gerçekle, aslında süreci ekonomik ve beden sağlığı açısından ele alanların en büyük riski gözden kaçırdığı da ortaya çıkmış oldu. Çözümler sadece kısa vadede günü kurtarma operasyonundan öteye gitmeyince, ilk gözden çıkarılan eğitim sistemi ve gençlik oldu. Uzun vadede kaybeden ise hepimiz olacağız.