Corona’dan Öğrendiklerimiz
12.01.2021 - 12:20

N.YILDIZ ERDAL

N.YILDIZ ERDAL

Corona virüs ya da diğer adıyla Covid-19 hayatımızın bir parçası oldu. Kaliforniya’nın CORONA şehri ile uzaktan ya - kından bir ilgisi yoktu. Yarasa ya da Pangolin’di bu hastalığın deprem üssü. Zoontik (hayvandan insana geçen) bir virüstü.

Çin’in Vuhan şehrinden dünya - ya yayılan bu hastalığı ilk olarak Aralık ayında tv’den öğrendik. Farklı haber bültenlerinde, hayvan pazarlarının eşlik ettiği görüntülerle tanıdığımız, köpek eti, yarasa çor - bası, yılan, kaplumbağa, fare kızartması gibi yiyeceklerle aklımıza hayalimize gelmeyecek dolayısıyla da semtimize uğramayacak bir hastalık olarak aklımıza kazındı. Bu yüzden başka bir algıyla durduk, uzun süre, sakince uzaktan izledik. Ateş düştüğü yeri yaksa da bize epey uzaktı. Üstelik tutuşacak bir nedenimiz(yarasa sevdamız)yoktu!

Corona dünyaya yayılıp ülkemize yaklaştıkça ise bambaşka bir resme dönüştü. Tıpkı Titanic’in gözcüleri gibi buzdağının büyüklüğünü iyice yaklaşınca anladık. Devasa derinlikte bir sorundu.

İlk yanlış algı sorunumuz:

Köpek, yılan, yarasa yemediğimiz için bu hastalığın da bize uğramayacağıydı. (Çin hayvan pazarları çok uzaktı)

İkinci yanlış algı sorunumuz:

Kendimizi Çinlilerle kıyaslayıp elimizi çok yıkadığımız (abdest aldığımız) ve kadim bir kolonya kültürümüz olduğu için hastalığı kapıdan savacağımızdı. (Çin kültürü çok uzaktı)

En büyük algı sorunumuzsa:

Bu virüsün dünya çapında, havalimanlarını kapattıracak, uçakları uçurtmayacak, insanları evlerden çıkamayacak hale getirecek boyutlarda büyük bir tehlike olduğu gerçeğine ikna olamamamız yani yeterince ciddiye almayışımızdı. (Dünya çok uzaktı)

Bu kadarını beklemiyorduk. Üstelik bu virüsün yeryüzünde bir anda ortaya çıkmadığını aslında veteriner hekimlerin ya da mikrobiyologların yıllardır haberdar olduklarını sonradan öğrendik.

Daha yolun çok başındaydık. Öğreneceğimiz çok şey vardı. El nasıl yıkanır (25 saniye kuralı), sosyal mesafe nedir, maske nasıl kullanılır, evden çıkma yasağında ne yapılır, karantina nedir, okullar neden tatile girer, servisler bir anda şehirden nasıl kaybolur, bankalar nasıl yarım gün çalışır... Karantina nasıl uygulanır. Serdar Savaş, Mehmet Ceyhan kimdir, Surveyans ne demek, Toplum Sağlığı uzmanlığı nedir???

Pandemi, Entübe olmak, Asemptomatik, immün yetmezlik, anji yotensin dönüştürücü enzim.

Ne çok kavram, insan, terim giriverdi literatürümüze.

Aslında hastanelerimiz, doktorlarımız bol olsa da tıpla pek ilgili değildik. Çocuklarımızın Tıp okumasını deli gibi istesek de kendimiz tıp sevgisinden epey uzaktık. Ve ancak hasta olduğumuzda iletişim kurar - dık organlarımızla. Maalesef bu der - de düşmeden önce böyleydi.

Bu kez Tıp çok yakınımıza geldi. Hatta bu kez tıp bize emanetti. (Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet edin.” Sözündeki gibi.) Hepimiz önce kendi doktorumuz olma yolunda ilerlemeye başladık. Maskelerimizi taktık, antiseptikleri çantalarımıza koyduk, Hipokrat’ı pek tanımasak da ilkelerine riayet ettik. “Zarar Verme! ”

Bizim çok kullandığımız bir söz vardır, umutsuz anlarımızda en iyi tesellidir ve aslında gerçeklik payı da vardır: “Her şerde, bir hayır vardır” diye. Çok şey öğrendik.

Evet belki başlarda biraz yanlış bir algıyla tanıştık Corona virüsüyle ve yeterince ciddiye almadık ancak sonradan tüm ülke ve Sağlık bakanlığı olarak iyi bir sınav verdik. Vermeye de devam ediyoruz. Bu sadece bir ölüm kalım savaşı değil bir algı ve gelişim süreci.

Yeni bir sağlık algısıyla tanıştık: Dikkat et, bedenini koru, sosyal mesafeye uy. Tedbirli ol. Ciddiye al. Gerçekçi ol. Evde kal. Kitap oku. Tıbba hürmet et.

Napolyon bu günleri görse “para, para, para” sözünü değiştirir “ tıp, tıp, tıp” derdi eminim. Algılarını değiştiren dünyayı değiştirir.

Sağlıkla kalın.

  • Beğen
YORUM YAZIN