Kaybolan Çocuklar ve Gözden Kaçırdıklarımız
12.01.2021 - 13:41

N.YILDIZ ERDAL

N.YILDIZ ERDAL

Son günlerde sosyal medyada ve haberlerde en çok üzerinde durulan konu “Kaybolan Çocuklar.” Konu o kadar sık vurgulanıp, üzerinde duruldu ki neredeyse çoluğunu çocuğunu büyütmüş anne ve babalarda dahi bir paranoya duygusu oluşturdu.Müge Anlı’nın programlarını izleyenlerde görülen kaygılanma ve buluttan nem kapma durumu giderayak toplumun geneline yayıldı. Ancak korkmak ve endişelenmek bir tedbir biçimi değildir, aksine insanların soğukkanlı tedbirler almalarını engelleyen bir durumdur.

Haberler, olan bitenler, kaybolan çocukların hazin sonları, özellikle medyanın daha da dramatize ettiği kaybolma hikayeleri, çocukların birer KAYIP ÜNLÜ’ye dönüştürülmeleri. Leyla, Eylül, Ceylin... Korku ve kaygı katsayımızı ikiye üçe katlıyor.. Her ihtimalden bir suçluluk duygusu devşiriyoruz.

Oysa bu, yeni bir hikaye değil, yıllardır süren, önü alınamayan bir sorun. Dünyada her beş dakikada 1 çocuk; Türkiye’de her 24 saatte, 7 ila 8 çocuk kayboluyor. Her yıl kaybolan çocuk miktarı dünyada 3 milyon, Türkiye’de 3 bin civarında.

Konu, önemsiz bir konu diyemeyiz ancak yeni hortlayan bir sorun da değil. Burada eleştirdiğimiz: Medyanın bir hikayeyi öne çıkarırken, asıl önemli nedenleri ve olguları görünmez hale getirmesi, bir tür yanılsama yaratması.

HANGİ SORUN DAHA BÜYÜK, HANGİ SORUN DAHA YAKINIMIZDA, HANGİ SORUN DAHA AZ ÖNEMLİ, HANGİ MESELENİN ACİLİYETİ VAR?? Hangi meseleyi unutmalı ve derine gömmeliyiz? Hangi delilleri yerin altından çıkarmalıyız? Hangi meseleler büyütülüyor?

Çözüm üretilmediği halde. Ya da İDAM gibi kavramlarla asıl sorun iyice görünmez hale getiriliyor Ki idam cezası hiçbir ülkede ‘suç caydırıcılığı’ sağlamamış, çözüm olmamıştır. Bununla ilgili kapı gibi (sağlam) raporlar olsa da üzerinde durulmuyor. Daha önce denenmiş, gidilip dönülmüş yolları tekrar arşınlıyoruz. Her şeye, her sefer sıfırdan başlıyoruz.

Politikanın bunda payı çok. İdam bir çözüm değil ancak idamdan bahsetmek prim yapıyor. Oysa biz daha düne kadar öldürülen kadınlar için endişeleniyor ve şiddete maruz kalan kadınların foroğraflarına tanık oluyorduk. Çocuklarının gözü önünde, en acı biçimde yaralanan, öldürülen kadınlara öğrenilmiş çaresizlikle bakarken sorunun nereye varacağını, nasıl bir çözüm bulunacağını merak etmeyi sürdürdük. Son günlerde “öldürülen kadınlar” haber olmuyor. Sanki artık kadınlar ölmüyor. Haber olmadığında haberimiz de olmuyor. Mesele neyin haber olduğu ve neyin olmadığı. Böylece bazı haberlere odaklanırken bazılarını önemsiz hale getiren medya, vicdanlarımızı ve gerçek anlayışımızı yeniden şekillendiriyor.

Geçtiğimiz ay, bir aylık süre içinde 40 kadının öldürüldüğünü okuduğumda şaşkına döndüm. Nafile! Kaybolan kadınlar geri dönmeyecekler. Bundan önce sık sık gündeme getirilen sorunlardan biri de “bonzaiden ölen gençler”di. Gün geçmiyordu ki akşam haberlerinde ya da gazatelerde sokak ortasında baygın ya da ölmüş gençlerin fotoğrafları olmasın. Yürüdüğümüz yollarda uzanmış yatan ölü gençler. Suçlu hap, esrar, çakmak gazı, bonzai oldu. Başka suçlular aramak için zamanımız, sabrımız yoktu. Kendi çocuklarımızı ne kadar koruyarak yetiştirsek de, tehlikenin güvenli bölgelerimizi zorladığını anladık.

Bugün sokak ortasında bayılmış ya da ölmüş gençlerin haberleri yok. Bir anda uyuşturucu kullanma olayı bitmiş gibi. Oysa daha birkaç gün önce okuduğum gazetenin küçük bir sütununda çakmak gazı çektiği için ölen bir çocuktan bahsediliyordu.

Medya, kaybolan çocuklara dikkatimizi çekerken ne yazık ki asıl delilleri göstermiyor. Gerçeklere ışık tutmuyor. Neredeyse görmemizi de engelliyor.

Oysa kaybolan çocukların büyük çoğunluğu kaçırılmış, çalınmış, öldürülmüş çocuklar değil; Kendi isteği ile kaçmış çocuklar. Çekip giden çocuklar. Evini, kardeşlerini, mahallesini terk edip bir korsan gibi tehlikeli sulara açılan çocuklar.

Aile içi iletişimden mahrum, okullarda da yeterli sevgi ve ilgi görememiş bir anlamda göz göre göre elimizden kaçırdığımız çocuklar. Çocukluğunu kaybeden çocuklar.

Asıl sorun bu belki de. Türkiye’de çok sayıda çocuk, çocukluk kavramından uzak. Doğadan uzak, sevgiden uzak, ilgi ve şefkatten uzak.

Doğru mahallede doğmayan, doğru ebeveynleri olmayan, doğru okullara gidemeyen, hayatın adeta tesadüflerle örüldüğü bir boşlukta kendine yol çizmeye mecbur olan çocuklar... Yeterince tanımadığımız ve sahip çıkamadığımız çocuklar, gençler, kadınlar... Asla geri dönmeyecekler.

Sayısı 22 milyonu aşan çocuklarımızın gelecekleri, kaybolup kaybolmayacakları, ne şekilde var olacakları şansa ve tesadüflere bırakılmamalıdır.

  • Beğen
YORUM YAZIN
bursa escort bursa escort konya escort selçuklu escort meram escort