Çocukluğunu Yitiren Anne Babalar
12.01.2021 - 13:25

N.YILDIZ ERDAL

N.YILDIZ ERDAL

“Bir gün zengin olursam yeniden çocukluğuma döneceğim .”

“Döneceğim”demiyor,”çocukluğumu satın alacağım” diyor.

Hayatın ona verdiği rollerden,sorumluluklardan bıkmış,yorulmuş biri söylüyor bunu.Evlenmiş,çoluk çocuğa karışmış ve başını kaşıyacak vakti olmayan biri.Anne de, baba da olabilir bu kişi. İşçi,doktor,ev kadını,şoför,profesör,- terzi,öğretmen...Olabilir. ......

“Ben çocuk olmayı seviyorum anne ,hiç büyümek istemiyorum”Bu da bir çocuğun sözü.Okula gitmek istemeyen,sabah altı buçukta kaldırılıp,servise yetişmesi için acele ettirilen bir çocuğun.Uyumak mı istiyor,evde çizgi film mi seyretmek istiyor yoksa okuldan ve derslerden mi soğumuş?Oyuncaklarını mı bırakmak istemiyor?

Neden büyümek istemiyor?

Üstü kapatılır bu soruların ve “çocuk kalmak isteyen çocuk” duymazdan gelinir.Hatta anne- baba, çocuğun bu sözlerine tepki gösterip,tembellikle bile suçlayabilirler.Bir an önce büyümesinin, okullarda başarılı olup ,diploma alıp ,hayata atılmasının gayreti içindedirler.

Onlarda da kabahat yoktur aslında. Onlar da gönülsüzce büyümek zorunda kalmış,kendi ana- babalarının beklentilerini boşa çıkarmamışlardır. Rollerini oynamaktadırlar. Büyümek ,çocukluğunu adeta başka bir ülkede bırakmaktır bizim topraklarda.Büyümemekse delilikmiş gibi algılanır.

Annemin bir dayısı vardı ve ne zaman bir araya gelsek,çocukça şakalar yapar, bizi güldürürdü.Onu her gördüğümüzde etrafında çember olur,ona adeta Nasrettin Hoca’ya bakar gibi bakardık. Herkes ona “Deli Fuat”adını takmıştı.

Bize, balon dağıtsa büyük bir heyecanla ilk o şişirir ve en yükseğe atma yarışması düzenlerdi. Bizimle bilye bile oynadığını hatırlıyorum. Ancak sadece bizi eğlendirmek için miydi? Yoksa kendi de mi eğleniyordu? Biz ,onun da bizim kadar eğlendiğine inandığımız için de onu çok severdik.

 Keyifli,içindeki çocuğu yaşatan ve çocukları mutlu etmek isteyen biriydi.

Sanki anne baba olmak,bir yandan da içindeki çocuğu öldürmek gibi algılanıyor bizim toplumumuzda.Ya da içimizdeki çocuksuluğu hortlatıyoruz.Bebek diliyle konuşup,çocuğu şımartıyoruz. Rol yapan şey suçluluk duygumuz mu

 Bazen bir yakınımın çocuğuna hediye almak için oyuncak mağazalarında dolaşırken şuna tanık oluyorum:anne-babalar sadece refakatçi gibi ,çocuğun bir oyuncak seçmesini bekliyorlar. Çocuk şaşkın şaşkın,seçeceği oyuncağı belirlemeye çalışırken,anne ve baba da heyecansız ve sönük bakışlarla kasaya yöneliyor.Çocuğuyla o oyuncak hakkında konuşan ebeveynlere çok nadir rastlıyorum. Belki de hayat, anne babaları bu hale getirmiştir.Ancak hiçbir mazeret içimizdeki çocuğu yaşatmamak için yeterli sebep değildir.

Bazen “keşke büyükler için de bir oyuncak mağazası olsa ve insanlara çocukluğunu hatırlatsa” diye düşünürüm.Tabi ki televizyonlardan,playstationlardan,otomobillerden bahsetmiyorum.Ne yazık ki günümüz büyüklerini en heyecanlandıran oyuncaklar bunlar. Hatta “ÇOCUĞUMLA OYNUYORUM” parkı olsa mahallelerde.Anne ve babayı da oyuna dahil edebilen, içinde doğa olan ,doğal oyunlar...Ne güzel olurdu. Bugün çoğu anne- baba çocuklarını parka götürse de orada çocuğunu sadece izlemekte ya da telefonuyla oynamaktadır.Bir köprü kurmak ve çocuk oyunlarına katılmak ne kadar önemlidir oysa.

 SON OLARAK... Okuduğum bir anekdotu paylaşmak istiyorum.

Bir grup mimar, bir hafta sonu, toplantı yapmak için, içinde, borular,tekerlekler,kütükler olan bir eski fabrika bahçesini seçerler.(Tehlikeleri ortadan kaldırarak.)Oraya, evde bırakmak istemedikleri çocuklarını da getirip önce bahçeyi tanıtıp,oradaki nesnelerle şekiller,modeller yapmalarını;buranın bir oyun parkı olduğunu belirtirler.Bir yandan toplantı yapıp bir yandan da çocuklarını gözlemektedirler.

Birkaç saat içinde çocukların o malzemelerle harika şekiller,desenler yaratıp farklı oyun düzenekleri kurduklarına tanık olurlar.Sanki çocuklar da bir çeşit mimarlık yapmışlardır. Buraya birkaç kez daha gelip,çocukları bahçeye saldıklarında çok daha farklı şekiller yarattıklarına tanık olurlar. Bu mimar grubu daha sonra bir arazi satın alıp burayı bir tasarım parkına dönüştürürler. Keşke Türkiye’de de bu tür girişimler,- yaklaşımlar olsa.

Büyükler bazen çocuk, çocuklar büyük olabilse. Şunu unutmamak gerek:Sağlıklı ve mutlu çocuklar yetiştirmek için bizler de bir zamanlar çocuk olduğumuzu unutmamalıyız.Ki çocuklar büyümekten korkmasınlar...

Sağlıkla kalın.

  • Beğen
YORUM YAZIN
bursa escort bursa escort konya escort selçuklu escort meram escort