
Evlilik: Bir Ömür Boyu Devam Eden Sanat
Evlilik… İnsan hayatının en kritik eşiği, en derin imtihanı, en uzun yolculuğudur. Çünkü evlilik sadece aynı evde yaşamak değil, iki ayrı dünyanın, iki ayrı geçmişin, iki ayrı ruhun ortak bir ritim tutturma çabasıdır. Birbirini anlamaya niyet etmiş iki insanın, “ben”den “biz”e doğru attığı en cesur adımdır.
Bugün evliliklerin zor yürümesinin birçok nedeni var. Kadın da çalışıyor, erkek de. Yoruluyoruz, kaygılanıyoruz, sürekli yarına endeksli yaşıyoruz. Düşünce düzeyinde kurulan ilişkiler, duygu yönünü ihmal ettikçe zayıflıyor. Oysa selamlaşmak başka, duygulaşmak başkadır. “İşler nasıl?” diye değil, “Kendini nasıl hissediyorsun?” diye sorulduğunda evlilik can bulur. İnsan duygusunun fark edildiği yerde değer görür.
Güven ise evliliğin omurgasıdır. Yalanın, aldatmanın girdiği evde duvarlar sarsılır. Güven; sözünü tutmakla, şeffaf olmakla, eşinin gözünün içine bakabilmekle güçlenir. Ama sadece güven de yeterli değildir. Saygı gerekir. Eşinin özel alanına, seçimlerine, biricikliğine saygı… Çünkü insan, varoluşunun kabul gördüğü yerde huzur bulur.
Eş seçimi bu yüzden hayattaki en büyük kararlardan biridir. Mal geçicidir, güzellik fanidir, soy sopla ömür yürütülmez. Ama karakter, ahlak, sağlam duruş, dindarlık, sabır ve vefa… İşte evliliğin omurgasını bunlar taşır. Bir insanı olduğu gibi kabul edemiyorsan, “evlendikten sonra değiştiririm” diyorsan, aslında onu incitmeye hazırlanıyorsun demektir. Çünkü değiştirmek için önce değersiz hissettirmek gerekir; bu ise evliliğin sessiz çöküşüdür.
Günümüzde roller karıştı; kadınlarda eril, erkeklerde dişil enerji yükseldi. Ne kadın kadın gibi davranıyor, ne erkek erkek gibi… Hiç biri fıtrata uygun yaşamıyor! Halbuki evlilik denge ister; yükün, duygunun, sorumluluğun, sevginin dengeli dağıldığı bir ritim, fedakarlık ister.
Evlilik, çözüm bulma sanatıdır. Küsmek değil, konuşmak; suçlamak değil, anlamak; bastırmak değil, duygulara refakat etmek…
Bu yüzden büyükler boşuna dememiş:
“Evlenmeden gözünü dört aç; evlendikten sonra kör ve sağır ol.”
Çünkü evlilik, hatasız insan arama sanatı değil, sevdiğinin hatasına rağmen yanında durabilme olgunluğudur.
Evlilik iyi gidiyorsa, iki taraf da emek veriyor demektir.
Kötü gidiyorsa, iki taraftan biri ya da ikisi de vazgeçmiş demektir.
Evlilik bir imza değil, bir ömürdür.
Ve ancak gönül vererek yürünür.