
Milletvekili Seçimleri ve Maslow
12 Haziran 2011 tarihinde yapılan 24. Milletvekili Seçimlerinin ardından beş yıl geçti… Geçen zaman diliminde yaşadığımız olaylara baktığımızda kimileri bizi çok üzerken kimileri de çok mutlu etti. Ancak bu dönemde en çok hangi ihtiyaçlarımız giderilirken hangi ihtiyaçlarımız gün yüzüne çıktı. Bunların ne kadarının farkındayız ve bu farkındalıkla önümüzdeki seçimlerde hangi ihtiyaçlarımız doğrultusunda oy kullanacağız.
Her şeyden önce seçme ve seçilme gibi bir hakkımız olduğu bir dünyada neyi seçtiğimiz neden seçilmek istediğimizi de düşünmemiz gerekiyor. Elbette her bireyin sebebi farklı. Ancak seçimlerde belirli nedenlere bağlı grupların bir araya geldiği partilere ya da kişilere oy vermekteyiz. İşte bu sebeptendir ki verdiğimiz her oyun sadece bir nedene ya da bir kişiye bağlı olmaması da gerekiyor.
7 Haziran 2015 tarihinde 25. Dönem Milletvekili Seçimlerini, Abraham MASLOW’un geliştirmiş olduğu “İhtiyaçlar Hiyerarşisi” ile incelemekte fayda görüyorum. Öncelikle bu teori ne anlatmaya çalışıyor bir bakalım; Maslow’a göre, insanlar temel ihtiyaçlardan başlayıp, belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılayıp, daha ileri safhaya geçer ve piramit şeklinde o kategorideki ihtiyaçlarını gidermeye çalışıp yine bir üst kategoriye geçer. Bu hiyerarşi modeli genellikle piramit şeklinde gösterilir. En alt seviyede, insanların en temel ihtiyaçları bulunurken, üst katmanlara çıkıldıkça ihtiyaçlar daha kompleks hale gelir. İnsanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturan daha ‘üst ihtiyaçlar’ı tatmin etme arayışına girdiklerini ve bireyin kişilik gelişiminin, o an için baskın olan ihtiyaç kategorisinin niteliği ile değişiklik gösterdikleri ifade edilmektedir.
Maslow, teoride geçen tüm ihtiyaçların bir içgüdü gibi olduğunu ve davranış motivasyonunda çok önemli rol oynadığına inanmıştır. Psikolojik, güvenlik, sosyal ve saygınlık ihtiyaçları “yoksunluk ihtiyaçları” olarak bilinir. Bu alt seviye ihtiyaçların giderilmesi çok önemlidir. Maslow piramidin en üst seviyesini “gelişme ihtiyaçları” olarak ifade etmiştir. Gelişme ihtiyaçları, bir şeyin olmamasından dolayı ortaya çıkmaz aksine kişiliğin gelişmesi için oluşan bir istektir. Yapılması gereken piramidin en üst düzeyinde bulunan kendini gerçekleştirme seviyesine gelme aşamasının önündeki engelleri yani piramidin alt katmanlarındaki ihtiyaçların giderilmesidir.
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinde beş farklı seviye vardır:
1.Fizyolojik; ilk seviye yaşamsal faaliyetleri sürdürmek için gerekli olan su, yemek, hava ve uyku gibi fizyolojik ihtiyaçlardır ki en temel ve içgüdüsel ihtiyaçlardır. Bu fizyolojik ihtiyaçlar giderilmedikçe, diğer tüm ihtiyaçlar ikincil seviyede kalmaktadır.
2.Güvenlik; Güvenlik ve emniyet duygularını içeren ihtiyaçlar da yaşamsal faaliyetler için çok önemlidir. Ancak fizyolojik ihtiyaçlar kadar hayati değildir. Güvenlik ihtiyaçlarına örnek olarak; daimi çalışılan bir iş, sağlık sigortası, güvenilir komşuluklar ve barınma vb. sayılabilir.
3.Sosyal; Sosyal ihtiyaçlar ait olma, aşk ve sevgi, aile olma, dostluk vb. duygularını içerir. Maslow bu ihtiyaçların fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarından daha az önemi olduğunu düşünmüştür.
4.Saygınlık; İlk üç bölümdeki ihtiyaçlar karşılandıktan sonra saygınlık ihtiyaçları önemli olmaya başlar. Bu ihtiyaçlar kendine değer verme, kişisel saygınlık, toplum tarafından kabul görme, başarı, başkalarına saygı, vb. olarak sıralanabilir.
5.Kendini Gerçekleştirme; Bu düzey Maslow’un hiyerarşik yapısının en üst katmanında bulunur. Bu düzeyde bulunan kişiler kendi farkındalığını yaratmış olup, kendi potansiyellerinden yararlanma yoluna bakıp dış dünyanın kendileri hakkında ne düşündüğü ile ilgilenmezler. Yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü, vb. insanın kendini gerçekleştirme bir varoluş gerçeği ve amacıdır.
Maslow’a göre birey için o an baskın olan ihtiyaç hangi kategoriye ait ise, diğer deyişle günlük etkinlikleri ağırlıklı olarak hangi gereksinimleri gidermeye yöneliyorsa, kişilik gelişmişlik düzeyi de onun istencinden ya da seçiminden bağımsız olarak bu gereksinim kategorisine karşılık gelen düzeyde bulunacaktır.
Belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan kişi bir üst düzeydeki kategorinin gereksinimlerini algılamaz, böyle gereksinimleri yoktur. Örnek olarak fizyolojik ihtiyaçlarını bile gidermede güçlük çeken bir kişinin toplum tarafından saygı görmeyle ya da başkalarına karşı saygı göstermeyle ilgili bir ihtiyacı doğmayacaktır.
Belirli bir gereksinim kategorisindeki gereksinimlerin karşılanması durumunda kişi, bir üst kategorideki gereksinimleri karşılamaya yönelecektir. Bu durum kişilik gelişme düzeyini de bir üst düzeye sürükleyecektir.
Peki seçimlere hangi ihtiyaç düzeyinde gireceğiz… ve aslında hangi düzeyde girmeliydik? Seçilmeyi bekleyenler hangi ihtiyaç düzeyindeler???
Keşke seçimlere piramidin en son aşamasına gelen bireylerden oluşan bir halk topluluğu olarak girebilseydik. En temel ihtiyaçlarını giderebilmiş, bilimde sanatta ülke için yeni oluşumlar ve adımları konuşabilir ve tartışabilir halde olsaydık. İşsizliğin olmadığı ya da işsize balık vermektense balık tutmayı öğreten bir zihniyetle yaklaşıldığı bir ülke… Bir kast sistemi gibi kimi kesim en temel ihtiyaçlarını gidermeye çalışırken, kimi kesim kendini gerçekleştirme yolunda ilerlemeseydi keşke. İşin kötüsü piramidin yukarısında olabilmek adına aşağıya bakanlar seçilmek için mücadele etmeseydi…
Kadına şiddetin, çocuğa tacizin, ikinci üçüncü eşlerin var olduğu bir ülkede aile kurumunun öneminden dem vurma ihtiyacının olmadığı bir ülkede seçimlere girebilseydik… Allah korkusu, din ve insan maneviyatı gibi insanların en özelleriyle uğraşmayan bir ülkede seçimlere girebilseydik… Yola birlikte çıkan insanların birbirlerini yolda bulduklarıyla değişenlerden oluşan grupların seçime girmediği bir ülkede olsaydık… Eylem ve söylem birliği içinde olmayan insanları seçmek zorunda kalmasaydık… Kendi karnını doyurmak için değil de bir başkasının daha rahat yaşaması için oy kullanacak insanların olmadığı bir ülkede seçime girebilseydik… İhaneti, güvensizliği, saygısızlığı ve ezber bozduran söylemlere şahit olmadığımız bir ülkede seçimlere girebilseydik… Seçilmek isterken kendisinin ne yapacağını anlatmak yerine başkalarının ne yapacağından ya da ne yapmayacağından bahseden liderlerin olmadığı bir ülkede seçime girebilseydik… Eğitim, din, dil, düşünce özgürlüklerinin gölgelenmediği bir ülkede seçime girebilseydik… İşlerini köprüden geçinceye kadar birlikle halledip, işi bitince birbirini tanımayan seçmen ve liderlerden oluşan bir ülke olmasaydık… Yolsuzlukların soysuzlukla çözülmediği, adaletin gücü yerine gücün adaletinin sergilenmediği bir ortamda seçime girebilseydik… Her renk bir zevk derken, her farklılık bir dert haline gelmeyen, ötekileştirilmeyen bir coğrafya içinde olabilseydik…
Aynı anda dört mevsimin yaşandığı, üç tarafının denizlerle çevrili olduğu, yedi bölgenin yedi coğrafyasında yeraltı ve yer üstü zenginlikleriyle farklı kültürden insanları kucaklayan ötekileştirmeyen birleştirici bir köklü kültürün olduğu ülkede bir seçime coşkuyla girebilmeyi çok isterdim. Öyle ki insanın varlığına saygılı düşüncelerine pranga vurulmayan, yaşamında bir başkasının yaşamını kısıtlama hedefi olmayan bir ülke… Seçenler ülke geneli için en doğru seçimi yapabilecek düşünce ve yaşantı olgunluğuna sahip iken seçilenlerin de seçim dışında da seçilenlerin isteklerini göz ardı etmediği, vaat ettiği nitelikli varlık değerlerini ve ülke bütünlüğünü koruyan bir tutum sergileme niyetinde olduğu…
İşin özü, Maslow‘un İhtiyaçlar Hiyerarşisinde en temel ihtiyaçlar kategorisine tıkanıp kalmamış bir seçmen ve liderler topluluğu ile seçime girmiş olmayı istedim. Çünkü insanları zorbalığa, savaşa, yakıp yıkmaya, ötekileştirmeye zorlayan bir ortam yaratır en temel ihtiyaç yoksunluğu… Arzum bu seçimler sonrası insanların eşit haklarla adil bir yarışla piramidin her aşamasını adım adım çıkabilmesidir… Bu ülke topraklarında yaşayan her bireyin bunun için bir çaba içinde olması; bu topraklar için kanını dökmüş her bir can için bir vefa borcudur çünkü… Bu da benim ülkem için en büyük duamdır.
Sema KAVAK
Psikolog- Psikoterapist- Aile Danışmanı