
Mutlu Et Kendini
Seslerini bir taraftan duyarken, bir tarafta HAYIR’ların varlığı iç sesimizi geçici olarak bastırabilir ancak asla sonsuza kadar değil…”
Hayat bir koşuşturma ve bu koşuşturma içinde anneyi, babayı, eşi, çocuğu,
ablayı, abiyi, kardeşi, öğretmeni, patronu ve daha nicelerinin isteklerini beklentilerini yerine getirmek için çabalayıp duruyoruz. Bu çabalama içinde ne kadar “BEN” için çabalıyoruz acaba…
Aslında, doğduğumuz andan itibaren içgüdüsel bir şekilde “BEN” diyoruz. Ağlıyoruz… Karnım acıktı, altımı değiştir, benimle ilgilen diyoruz… O ana kadar kendi isteklerim ve mutluluğum zamanla sessizleşiyor… Neden mi? Nasıl mı?
Hepimiz aynı yoldan geçiyoruz aslında… Ne zaman emeklemeye başlayıp, bir yerleri keşfe çıkmaya karar versek, “HAYIR” engeliyle karşılaşıyoruz. Böylece “HAYIR” lara uyarak, başkasını mutlu etmeyi, onun onayını almayı ve sonunda sevilmeyi başarıyoruz, öğreniyoruz… Ama içimizde her zaman
“KENDİNİ MUTLU ET” çağrısı ara ara sesini yükseltiyor… Peki o zaman ne yapıyoruz; yaşamın her döneminde insan kendini mutlu etmek için bir şeyler bulabiliyor bazen bu tesadüflerle de olabiliyor… Tırnak yeme, parmak emme gibi bizi anlık mutluluklara götüren eylemlerin içine giriyoruz çocuklukta… Ya büyüdüğümüzde… Sigara, alkol, yemek gibi bağımlılıklarımız bazen çalma, zarar verme, kırıp dökme gibi anlık rahatlama ve mutluluk arayışlarının bir sonucu olarak karşımıza çıkıveriyor…
Ve sonunda KENDİNİ MUTLU ET çabaları bazen bizi bazen de başkalarını mutsuz edebilir bir hale
gelebiliyor ki işte işin en acı tarafı da yıllarca toplumsal kurallar, aile yapısı, kültür derken “KENDİNİ MUTLU ET” i doğru bir şekilde öğrenme fırsatı bulamayan insanların sayısının çokluğu…
“KENDİNİ MUTLU ET”i hiç duymamış…
Ona karşı artık sağır olmuş yetişkinler…
Ne zaman içindeki boşluğa, huzursuzluğa ad koyamıyor, o zaman eyleme geçme kararı alıyor ancak kendini mutlu etmeyi sağlıklı bir şekilde öğrenmemiş yetişkin maalesef bazen ilkinde bazen belirli bir zaman sonra kendi mutluluğu için yaptığı eylemde pişmanlıkla baş başa kalıveriyor…
Bunu bazen kendi suçu, bazen de bir başkasının suçu olarak görmeyi tercih ediyor. Çözüm arayışı bazen bir kabullenişle yer değiştiriyor…
Ve karşısında duran çukuru göre göre içine düşmeyi göze alabiliyor…
Çünkü başka bir şey öğretilmemiş, kendisine sağlıklı bir model de bulamamış yetişkin, çocukluğunda… Sonra diyor ki; eskisi gibi devam… Bunu beceremedim… Artık denemeyi bile istemez hale geliyor… Ve kendini mutlu etmeyi beceremeyen yetişkin… Çocuk yetiştirip, başka çocuklara model olmaya devam ediyor… Ve biz artık buna bir dur diyebileceğimiz noktadayız çünkü artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenme fırsatlarıyla çepeçevre sarılmış durumdayız…
Yeter ki iste… Hem mutlu olmayı hem de mutlu etmeyi… Ama önce kendinden başlamalısın… Asla pes etmeyeceksin kendini mutlu etmek için… Her zaman farklı yolların var olduğunu bilip, deneyeceksin… Bu yolları görmek için bazen tökezleyip düşmen bir sebep olacak sana… Bunlar seni güçlendirecek ve sana kim olduğunu neler yapabileceğini hatırlatıyor olacak… Öyle ki karşında duran birçok yol olduğunu artık daha net görüyor, anlıyor ve hissediyor olacaksın… Ve yeni yollara girecek, deneyecek kadar da inançlı olacaksın… Girdiğin bu yolda neler yaşamak istediğine sen karar vereceksin, diğerleri sadece teferruat olacak ve şimdi şu anda neler yaşadığını düşünecek aradaki farkı gördükçe yapman gerekenleri belirleyebileceksin… Böylece, yapmak ya da yapamamak için önünde senden başka hiçbir engel olmadığını göreceksin… Unutma… Her son zannettiğin aslında yeni bir başlangıç olabilir yeter ki doğru yerden bak…
“Zamanla kendimizi de mutlu etmeyi
bilemez hale geliyoruz çünkü kendimizi dinlemez hale geliyoruz…”