Sosyal Medya ve Mevlana
29.11.2020 - 17:58

SEMA KAVAK

SEMA KAVAK

Sosyal Medya ve Mevlana

Mevlana’ya bu sözleri hissettirecek, sonra da dile gelecek kadar hissiyatı maneviyatı yüksek, günlük ölümlük değil gerçek aşka bizlerin de hasıl olması temennisiyle…

Bir yaşam felsefesinin katledilişine şahit oluyoruz farkına varmadan… Bir grafiti haline getirilen, içinde derin anlamlar barındıran o cümlelerin; bir aşkı, nefreti, ayrılığı, ölümü anlatmak için hali hazırda kullanıma hazır paket gıdalar gibi tüketiliyor olması can yakıyor… Belki hepimiz, güzel süslü şeylerle duygularımızı ifade edemiyoruz ama başkalarına ait şeyleri de tam da seni, beni yansıttığını düşünerek yazmak çizmek çok da doğru gelmiyor.

Belki kullandığınız sözün arkasına önüne size ait birkaç cümle, birkaç duygu ekleseniz bu kadar yok edici kırıcı incitici olmayacak. Artık kimin söylediği belli olmayan bir söz bile daha etkin olsun diye Mevlana’ya, Şems’e atfedilmesi size ne kadar doğru geliyor… Mevlana dünya çapında tanınan, düşünceleriyle, yaşam felsefesiyle herkes tarafından merak edilen incelenen önemsenen saygı duyulan bir zad ve biz bu zad-ı muhteremin emanetine sahip çıkmak zorunda olan insanlarken; her zaman olduğu gibi ilk yakıp yıkan, yok eden yine bizler oluyoruz.

Şeb-i Aruz törenlerinin yaklaştığı bu dönemde özellikle bu konuya ve önemine vurgu yapma isteğimde bundan. Özellikle sosyal medyada son dönemde insanların kendi duygu ve düşüncelerini, başkalarının yazdıkları çizdikleri üzerinden anlatmaya çalıştıkları bir durum oluştu. Bu durum bizim üretmekten ne kadar uzak olduğumuzu, yorumlama irdeleme becerimizin ne kadar sığlaştığını, dikkatimizin ve değer vermemizin ne kadar azaldığını ortaya koydu. Bir cümle içerisinde geçen “ᾸŞIK” kelimesini, aşık olan gibi düşünerek, “ABDAL“ kelimesini, aptal olarak yorumlayarak; yazım ya da söz söyleme sanatlarından Kinayeyi, Mecaz-ı Mürsel-i, Hüsn-i Talil vb. bilmeden anlamadan fark etmeden okuyup geçerek, bugün geldiğimiz noktaya geldik.

Oysaki, ilkokuldan bu yana eğitim hayatımızın içinde Atasözlerinin aslında ne demek istediğini anlatan paragraflar yazar dururduk ki bu da bize, üç dört kelimeye sığdırılan bir dünyanın var olduğunu gösterirdi.

Yaşadığımız güncel hayat maalesef bizi bakıp, görmemeye; duyup anlamamaya o kadar alıştırdı ki; pırıl pırıl beyinlerimiz çocuklarımız bile sanattan, sanat aşkından, Allahtan ve Allah aşkından uzaklaştı. Biz kuralları öğrettik sanatta ya da inançta… Oysaki sanatın sağladıklarından, inancın huzurundan bahsetmiş olsaydık; gerçek sanatçılarla ve Allah aşkı ile yanıp tutuşanları görebilirdik… Çerçevelere sığdırılmış bir hayatı yaşamaya mecbur bıraktığınızda, düşünmeyen, sorgulamayan, kendini bulma çabasına girmeyen ruhu ölmüş nefes alan bedenler haline dönmemiz elbet kaçınılmazdı.

Mevlana’nın da söylediği o değerli cümleleri kalıp halinde insanların kullanmasına kızıyorum artık birileri dur demeli… Çünkü o bir tekerleme değil, şarkı sözü değil ki sadece tekrar edilsin, duyulduğunda kulağa hoş gelsin… Sözlerin içeriğine uygun bir yaşam felsefesi bir duruş oluşturmak zorundasınız yoksa ezberlenmiş, tekrarlanmış cümlelerden öteye geçemezler ve ne kadar sık zamansız bir yerde gündeme düşerse o kadar da anlamını yitirirler ki artık sosyal medyada bu tür paylaşımların altında değer yitirtici yorumları bulmanız kaçınılmaz. O yüzden silkelenip kendimize gelelim, çevremizdekileri uyaralım. Elimizde çok az kalan değerlerimiz ve değerlilerimiz var, onları da yitip bitince kıymetlendirmeyelim…

Sema KAVAK

Psikolog – Psikoterapist

www.semakavak.com

  • Beğen
YORUM YAZIN