
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ/Kadın Rönesansı
Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz sözleşme:İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
Neden “İstanbul sözleşmesi” de Paris,Londra,Kophenag Sözleşmesi değil?Çünkü sözleşmeye ilk imza 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da atıldı.
Türkiye sözleşmeyi İstanbul’da imzalayan ilk Avrupa devleti oldu.İlk imzacı olmanın ötesinde 12 Mart 2012’de sözleşmeyi çekincesiz onaylayan ilk devlet olarak da tarihe geçti.
Sözleşmenin diğer adı: Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi.
Sözleşmenin dört temel ilkesi:1-Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetinin önlenmesi,2-Şiddet mağdurlarının korunması,3-Suçların kovuşturulması,suçluların cezalandırılması,4-Kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül,eşgüdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesi.
Sözleşme, sadece kadınları ilgilendirmiyor, insanlığı ilgilendiriyor.Kadını,birey olma mücadelesinde destekleyen,onu cinsiyetiyle ilgili her tür mağduriyetten kurtarmayı amaç edinen bir kararlılığı içeriyor.Ayrıca mülteciler,erkekler,çocuklarla ilgili (göç,küçük yaşta evlilik,ekonomik şiddet)şiddetin yarattığı mağduriyetler de sözleşmenin kapsama alanında.
Yine de tartışmalar sürüp gidiyor.Savunanlar ya da karşı olanlar var.Kabul edilmiş bir sözleşmeye itiraz edenler ve bu itiraz edenlere karşı,fazla abartılı bir tutumla savunmaya geçenler.Bu kadar önemli ve özen gösterilmesi gereken bu konuda da verimsiz bir savaş sürmekte.“İstanbul sözleşmesi nedir” kadar “İstanbul Sözleşmesi ne değildir”i de bilmek önemli.
Sadece Türkiye’de değil sözleşmeyi imzalayan diğer bazı ülkelerde de bu tür tartışmalar söz konusu ancak her ülkede konuyla ilgili tartışma nedenleri farklı.
Mevlana’nın bir sözü var:Her ülkenin derdi de ilacı da başka başkadır diye,bu sözleşme pek çok tanım ve önermesiyle Türkiye’deki kadın sorununa ilaç olmaya muktedir bir sözleşme.
Asıl iş, meseleye bir yerden,bir mahalleden ,bir görüşten değil her yerden, objektif bakmayı, sorumlulukla bakmayı gerektiriyor.
Ayrıca üzerinde tartışmaların son gaz devam ettiği bu sözleşme neden sahada yeterince etkili olamadı?Kadın ölümleri ve kadına şiddet,sözleşmeye rağmen neden artarak devam ediyor?Bunları da göz önüne alıp,iyice düşünmek gerek.
Sözleşmeyi daha çok hukukçular,kadın dernekleri,politikacılar tartışıyor.Sözleşmeye noktası virgülüne kadar bilerek karşı olanlar/sözleşmeyi savunanlar;yarım yamalak bilip karşı olanlar/savunanlar ve hiç bilmeden karşı olanlar/savunanlar var.Sevenler ve nefret edenler.Ya sev ya terk etçiler.Var.
En acısı ise sözleşmeye konu olan kadınların çok büyük bir bölümü sözleşmeyi bilmiyor,tanımıyor,yabancı.Uzak.Sadece bu sözleşmeye değil;hayatın temel dinamiklerine ve kendi gerçeğine yabancı kadınlarımız için sözleşme bir mucize etkisi yaratabilecek mi?
Sözleşme kadınların hayatına çok uzak.Ya da kadınların hayatı belki de sözleşmeye uzak.Bu kadınların hayatlarına nasıl dokunabilecek bu sözleşme, meçhul!Halep başka yerde arşın başka yerde gibi duruyor.Buna rağmen bu değerli akit bilenlerin,sahip çıkanların sorumluluğunda,yine de orada duruyor.Her şeye rağmen.
‘Kadın’ı yeniden imar edecek bir Rönesans gibi.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ.
Sağlıkla kalın.