
Zor günlerden geçiyoruz
Bütün dünya.
Sınırları olan bir gezegenin misafirleri olduğumuz, net biçimde ortaya çıktı. Kelebek etkisi denen şeyi bu virüs nedeniyle yakından deneyimledik.
Kelebeğin kanatları açılıp kapanmaya devam ediyor üstelik.
Dünyanın öbür ucundaki savaşın da, hastalığın da, iklim felaketinin de gelip bizi bulabileceğini böylece fark ettik. Hiçbir koşulda, hayatlarımızın dünyanın kaderinden bağımsız olmadığını anladık.
Oysa bambaşka gündemlerimiz, önceliklerimiz, planlarımız vardı. Kendi dünyalarımız!
Kendi evlerimiz, arabalarımız, mahallelerimiz, kendi steril hayatlarımızda kısacası kendi dünyalarımızda yaşarken, nereye gittiğimizi düşünmeden, yaşıyorduk.
Yaşadığımız hayatı, hayat zannederek.
“Algılarımızın sağlıklı olduğunu görerek”
Bir sorun olup olmadığını dahi düşünmeden, sorgulamadan telaşla yaşıyorduk. Zamanla yarışıyorduk. Derinliksiz. Niteliksiz.
Bir an durursak hayat durur, dünya durur zannederek. Dünya dursa da bizi durduramazdı. O kadar hırslı ve gözü pektik. Sağlıksızdık.
Bir söz vardır : “Sorgulanmayan hayat, hayat değildir.” diye. Sorgulamayı aklımızın ucundan bile geçirmediğimiz hayatlarımız vardı.
Tek derdimiz dolu dolu yaşamak, dünyanın nimetlerinden bolca yararlanmaktı; şimdi ise hayatta kalmak, ölmemeye ve öldürmemeye çalışmak oldu meselemiz. Hayatta kalmak ve hastalığı başkalarına bulaştırmamak sorumluluğu ile baş başa kalıverdik.
Gerçek bir sorumluluk sınavıydı bu, yaşamak ve yaşatmak adına. Tıpkı vergi vermek, trafik kurallarına uymak gibi maskesiz sokağa çıkmamak da vatandaşlık görevimiz oluverdi.
Daha önce belki yeterince sorumlulukla sahiplenmediğimiz, bedava yaşadığımız hayatlarımıza, başka biçimde bakmayı öğrendik. Yeni öğretmenimiz KORONA oldu.
Hayat, hiç bu kadar değerli olmamıştı.
Yaşamak, hiç bu kadar ciddi olmamıştı. Bir yangın tatbikatı gibi başlayan, sayılı gün nasılsa çabuk geçer algısıyla bir an önce geçmesini beklediğimiz KORONA günlerinin ne zaman biteceğini şimdi hiç birimiz bilmiyoruz.
Büyük bir belirsizlik var.Her alanda.
Ancak en çok merak edilen SORU : okullar ne zaman açılacak?
Okullar ne zaman ve niçin açılmayacak olmalı belki de doğru soru.
Sağlıklı günlerde, sağlıklı düşünmek kolaydır; ancak, kriz zamanlarında sağlıklı düşünebilmek zordur.
Okulların ne zaman açılacağını merak ettiğimiz kadar nasıl açılacağını da merak etmeliyiz.
Korona’dan sonra değişen algılarımızla, sorularımız da değişmeli.
Eğitimin niteliği ne olacak, çocuklarımız hangi koşullarda, ne kadar sağlıklı bir öğrenme süreci içinde olabilecekler. Gereken şartlar oluşturulabilecek mi, yeterince araç var mı? Uzaktan eğitim bir süre daha devam etmeli mi? Zorunlu Eğitim konusu gözden geçirilebilir mi? Sistem, bu kadar çok öğrenciyi daha ne kadar taşıyabilecek?
Bunları da merak etmeliyiz.
Her kriz bir fırsattır. Çinliler’in sözü.
Yeni sorular, yeni cevaplara vesile olur.
Sağlıkla kalın.