Okullarda  şiddetin gerçek yüzü; sınıfta şiddet var; peki kökü nerede?
16.04.2026 - 23:41

ŞERİFE BOZOĞLAN EKER

ŞERİFE BOZOĞLAN EKER

Okullarda  şiddetin gerçek yüzü; sınıfta şiddet var; peki kökü nerede?

Görmezsek bitmez:

Son yıllarda toplumun her alanında aynı manzarayla karşılaşıyoruz:

Sınır tanımayan çocuklar, sorumluluk almayan ebeveynler ve bu dengesizliğin ortasında yalnız bırakılmış öğretmenler…

Artık kimse şaşırmıyor; bir çocuk misafirlikte eşyayı kırdığında, pazarda ürüne zarar verdiğinde ya da ortak alanları umursamazca kullandığında. Çünkü bazı yetişkinler, çocuk yetiştirmeyi hiç müdahale etmemek” sanmaya başladı.

“Özgür olsun”, kısıtlanmasın”, “üzülmesin” derken; farkında olmadan çocuklara sınırın ne olduğunu hiç öğretmedik.

Oysa hayat sınırsız değildir.

Toplum dediğimiz şey; herkesin birbirinin hakkına saygı duyduğu görünmez çizgilerle ayakta durur. Bu çizgiler evde öğrenilir, sokakta pekişir, okulda şekillenir.

Fakat evde öğrenilmeyen her şey, bir gün okulda sorun olarak karşımıza çıkar.

Sınıfa gelen çocuk yalnız değildir; başka çocukların hakkı, düzeni ve güvenliği vardır. Ve bu dengeyi kurmakla yükümlü olan kişi öğretmendir. Ancak bugün öğretmen, sadece eğitim veren biri değil; aynı zamanda sınır koymaya çalışan, davranış düzeltmeye uğraşan ve çoğu zaman bunun karşılığında yalnız bırakılan kişidir.

Tam da bu yüzden son zamanlarda sıkça gündeme gelen öğretmen şiddeti vakaları, tek başına okunacak olaylar değildir.

Bir çocuğa yönelen her türlü sertlik, her türlü kontrolsüz tepki elbette kabul edilemez. Eğitim, şiddetle yan yana duramaz.

Ama gerçeği görmeden de çözüm üretemeyiz.

Evde hayır” duymayan çocuk, okulda kuralları reddeder.

Sorumluluk verilmeyen çocuk, başkasının hakkını gözetmez.

Sürekli haklı çıkarılan çocuk, eleştiriyi tehdit olarak algılar.

Ve bu tablo karşısında öğretmen, çoğu zaman tek başına kalır.

Ne yeterince destek görür, ne de otoritesi korunur.

Birikmiş yorgunluk, tükenmişlik ve çaresizlik; bazı anlarda kontrolsüz tepkilere dönüşebilir.

Bu bir mazeret değildir.

Ama görmezden gelinecek bir gerçek de değildir.

Çünkü artık şunu açıkça söylemek gerekiyor:

Öğretmen şiddeti bir başlangıç değil, bir sonuçtur.

Evde verilmeyen eğitimin,

toplumda kaybolan saygının,

ve eğitim sisteminde yalnız bırakılan öğretmenin sonucudur.

Eğer çocuklarımızı gerçekten korumak istiyorsak;

onlara sınırsızlık değil, sağlıklı sınırlar öğretmeliyiz.

Öğretmeni yalnız bırakmayan, ebeveyni sorumluluktan kaçırmayan bir denge kurmalıyız.

Aksi hâlde her yeni gün, bir başka olayın haberiyle uyanırız.

Sorun çocukta değil; sorunu görmezden gelen yetişkinliktedir.

Ve bu körlük sürdükçe, okullarda yalnızca öğretmenler değil; eğitim, saygı ve gelecek de yara almaya devam edecektir.

  • Beğen
YORUM YAZIN