
Tütün Ve Sigarayı İsteyen Herkes Bırakabilir!
Tütün kullanımı ve sigara, tüm dünya ülkeleri için en önemli ve önlenebilir halk sağlığı sorunlarından birisidir. Dünya Sağlık Örgütüne göre dünyada her 13 saniyede bir kişi sigaradan hayatını kaybetmektedir. Dünya’da tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle yılda 6 milyon kişi ölmektedir. Bu sayının 2030 yılında 8 milyonu aşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde bu sayı yılda 100 bin kişiyi aşmaktadır ve tüm ölümlerin %23’ü tütüne bağlı hastalıklar sebebiyle olmaktadır. Dünyada 15 yaş üzeri nüfusta 1.5 milyar kişi (her üç erişkinden biri) tütün bağımlısı olup bunların %80’i orta ve gelişmekte olan ülkelerdedir. Ülkemiz ise maalesef sigara tüketiminde Avrupa Ülkeleri arasında üçüncü sırada, dünya ülkeleri arasında ise başta Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya, ABD, Japonya, Brezilya, Bangladeş, Almanya olmak üzere, Türkiye ilk on ülke arasında yer almaktadır. Ülkemizde 2008 yılında yapılan Küresel Yetişkin Tütün Araştırması (KYTAR) göre 15 yaş ve üzerindeki yetişkinlerin %32,si; erkeklerin %48’i, kadınların %15’i, 2012 KYTAR sonucuna göre 15 yaş ve üzerindeki yetişkinlerin %27’si; erkeklerin %42’si kadınların %13’ü sigara kullanmaktadır.
Ülkemizde sigara vergilerinin %80 oranında artması, kapalı alanlarda tütün ürünlerinin kullanım yasağı, tütün ürünlerinin reklam, sponsorluk ve promosyonununun yasaklanması, sigara paketleri üzerindeki resimli uyarıların %65’e çıkarılması sayesinde son 6 yılda sigara içimi %15 oranında azalmıştır. Tütünle Mücadelede DSÖ’nün belirlediği kriterlere göre ülkemiz dünyada başarılı ilk 4 ülke arasında yer almaktadır.
DSÖ Küresel Tütün Kontrolü Girişimine Katkı Genel Direktör Özel Ödülü 19 Temmuz 2010 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen ödül töreniyle DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Sayın Zsuzsanna Jakab tarafından Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a takdim edilmiştir. DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Sayın Zsuzsanna Jakab törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin halka açık kapalı alanlarının dumansız hale getirilerek sağlıklı yaşam biçimlerini teşvik konusundaki kararlılığına dikkati çekmiş ve bu kapsamda geçtiğimiz yıllar içerisinde halka açık kapalı alanların tümünde ve ikram sektöründe sigara içilmesinin yasaklanmış olduğunu, sigara fiyatlarının arttırıldığını ve sigaraya uygulanan vergi oranlarının DSÖ MPOWER politikası tarafından önerilen %75’in üzerine çıkarılarak DSÖ Avrupa Bölgesindeki en yüksek vergi oranlarından birine ulaşıldığını ve halkın farkındalık ve eğitimi konusunda büyük gelişme kaydedildiğini ifade etmiştir. Sayın Jakab ayrıca Türkiye’nin DSÖ Avrupa Bölgesinde halka açık kapalı alanlarını %100 dumansız hale getirmiş üç seçkin ülkeden biri olduğunu vurgulamıştır.
Sigara kullanımı erişkinlik döneminde; başta akciğer kanseri olmak üzere dudak, dil, gırtlak, yemek borusu, mide, böbrek, lösemi gibi pek çok kansere, kalp-damar hastalıklarına, KOAH ve astıma, erken yaşlanmaya ve erken ölüme yol açabilmektedir. Cildin erken yaşlanması, mide ülseri ve gastro-özofageal reflü, katarakt, tat ve koku alma duyularında zayıflama, kemik yoğunluğunda azalma, diş kaybı, iyileşme zorluğu, şeker hastalığı, bel ve sırt ağrıları, bağışıklık sisteminde zayıflama da diğer bilinen zararlarıdır. İçilen sigaradan dolayı akciğer kanseri riski 22 kat, ağız kanseri riski 30 kat artmaktadır. Ölüme yol açan davranış ve bağımlılıklar incelendiğinde; obezite, alkol kullanımı, enfeksiyonlar, toksik ajanlar, yangınlar, trafik kazaları ve esrar, eroin gibi yasadışı madde kullanımları arasında sigara ölüme yol açan durumlar arasında ilk sırada yer almaktadır. Ergenlik döneminde sigara tüketilmesi hem erkek hem de kadında infertiliteyi (kısırlığı) artırmaktadır. Gebelik esnasında ise düşükleri tetiklemekte, istenmeyen gebelik kayıplarına (ölü doğum), hipertansiyona ve gebelik toksemisine, folat, Bı, B6, B12 vitamin eksikliklerine, yarık damak ve dudak oluşumuna, akciğer gelişiminde problemlere yol açmaktadır. Gebelikte sigara içimi ile düşük doğum ağırlıklı bebek arasında bağlantı vardır. Gebelikte sigara içme, %20-30 düşük doğum ağırlıklı bebeğe neden olmaktadır. Sigara içindeki karbonmonoksit, nikotin, toluen, siyanid ve kadmiyum gibi bileşimlerin dramatik olarak fetal büyüme defektlerine yol açtığı gösterilmiştir. Bebeklik ve çocukluk döneminde ise annenin sigara içmesi ve pasif maruziyet çocuklarda bilişsel-davranış problemlere, hiperaktiviteye ve sebebi açıklanamayan mental redardasyonlara yol açmaktadır. Ani bebek ölümlerine, sık orta kulak ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına, astım ve pnomöniye, yanıklar ve yanıklara bağlı ölümlere yol açmaktadır. Annenin emzirme döneminde sigara içimi süt miktarını ve içeriğini ciddi şekilde etkilemektedir. Annelerin doğum sonrası sigara içmeyi sürdürmeleri anne sütünün miktarını %30 azaltmakta, sütteki yağ miktarını, C vitaminini de azaltarak yeni doğanların daha az kilo almasına neden olmaktadır. Anne sütüne geçen nikotini alan bebekte intestinal kolik (gaz sancısı), bulantı, kusma, uyku problemi ve aşırı ağlama meydana gelmektedir.
SİGARADAN KURTULMAK ZOR DEĞİL!
Erişkinlik, gebelik, bebeklik dönemi, yaşlılık olmak üzere hayatımızın her aşamasında sigara içimi ve pasif maruziyet bu denli sağlığımızı olumsuz etkilemekte iken, bundan kurtulmak mümkün müdür? Evet, Sigaradan kutulmak için öncelikte sigara bırakmaya niyet etmek kurtulmanın yarısıdır. Diğer yarısı ise ülkemizde Sağlık Bakanlığına bağlı, onaylı bir sigara bırakma polikliniklerinin birinden davranışsal terapi ve kişiye en uygun etkili bir medikal tedavinin önerilmesi ve başlanmasıdır.
ALO 171 SİGARA BIRAKMA DANIŞMA HATTI
ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı sigarayı bırakmak isteyenlere destek olmak amacıyla 27 Ekim 2010’da kurulmuştur. Danışma hattına gelen çağrılar, sigara bırakma konusunda eğitim almış operatör aracılığı ile 7/24 saat hizmet verecek şekilde karşılanmaktadır. Gelen çağrıları karşılayan operatörler tarafından danışanlara sigaranın zararları hakkında bilgi aktarılmakta ve sigara kullanım alışkanlıklarını tespit etmeye yönelik bağımlılık değerlendirme ölçeği uygulamaktadır. Yapılan değerlendirme sonucunda bağımlılık düzeylerine göre kişilere ya sigara bırakma planı yapılmakta ya da kişiler sigara bırakma polikliniğine yönlendirilmektedir. Ülkemizde toplam 305 adet Sağlık Bakanlığına bağlı sigara bırakma polikliniği olup, Konya’da toplam 10 adeti hizmet vermekte olup merkezde ilk üç sırada; Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Sigara Bırakma polikliniği, Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Sigara Bırakma polikliniği ve Konya Eğitim Araştırma hastanesi Sigara Bırakma polikliniği gelmektedir.
MEDİKAL TEDAVİ
Sigara bırakmanın değerlendirilmesi ve sigara bırakmaya destek ve tedavi primer bakımla uğraşan hekimlerin ilgi alanları ve görevleri arasındadır. Sigara bırakma kolay bir süreç olmamakla birlikte davranışsal, fiziksel ve psikolojik bir bağımlıktır. Çok az sigara içicisi sigara bağımlılığından ilk denemesinde başarılı olurken ortalama yaklaşık beşinci denemede başarılı olunabilmektedir.
Sigara bırakma tedavisinde ilk adım hastayı sigara bırakma konusunda motive etmek, bilgilendirmek, gerekli destek ve tedaviyi başlamaktır. Ardından uygun medikal tedavi planlanmalıdır. Sigaranın bırakılması için çeşitli medikal tedaviler mevcuttur.
Sigara bırakmanın medikal tedavisinde; bireysel davranış değişikliği ve psikoterapinin yanında temel olan FDA (Food Drug Administration) onaylı medikal ilaçların kullanımıdır. Ayrıca hastaların sigara ile ilgili bağımlılık durumlarını ölçmek amacıyla hastalara Fagerström bağımlılık testi ilk muayene esnasında uygulanmalıdır. Hastalara ilk muayene esnasında ekspiryum havasında karbonmonoksit ölçümleri ve Solunum Fonksiyon Testlerinin yapılması uygun görülmektedir. Hastanın daha önceki sigara bırakma deneyimleri, Fagerström bağımlılık puanı, daha önceki ve mevcut kullandığı ilaç ve yöntemler de göz önünde bulundurularak kişiye özel en etkili ve güvenli ilaç hastaya önerilmelidir.
Medikal tedaviler arasında ilk tercih tedaviler içerisinde; Nikotin Replasman Tedavisi (NRT) (nikotin sakızı, nikotin bandı, nazal spreyler, dilaltı tabletler), vareniklin, bupropion, yer almaktadır. Bu tedaviler kişiye özel olup, mutlaka hekim önerisi ve kontrolleri doğrultusunda kullanılmalıdır. Bu ilaçlar reçete edilip eczaneden alındığında ücretli olup, Sağlık Bakanlığı, 2011 yılında 300 bin ilacı vatandaşlarımıza sigara bırakma polikliniklerinden ücretsiz dağıtmış olup, bu sayede vatandaşlarımız büyük oranda sigarayı bırakmışlardır. Yine 2015 yılı Şubat ayından beri halen sigara bırakma polikliniklerinden ücretsiz ilaç temin edilmesi kampanyası devam etmektedir.
Sonuç olarak; toplum sağlığının korunmasında önemli yer alan hekimler, her görüşmede hastasının sigara içme durumunu sormalı ve sigara içenlere bırakması konusunda önerilerde bulunmalıdır. Sigara bırakma tedavisinin ilk basamağı hastayı sigarayı bırakması konusunda motive etmek, bilgilendirmek ve desteklemektir. Sonuçta hastalık yok hasta var prensibi göz önünde bulundurularak, hastanın daha önceki sigara bırakma deneyimleri, kullandığı ilaç ve yöntemler de göz önünde bulundurularak kişiye özel en etkili ve güvenli ilaç hastaya önerilmelidir. Sigara bırakma hastalarına davranış terapisi eşliğinde uygun medikal tedavi verilip, telefon ve klinik izlemlerle iki yıl takip yapılması başarıyı artırmaktadır.
SİGARASIZ SAĞ, SAĞLIKLI GÜNLER VE DUMANSIZ TEMİZ HAVA DİLEKLERİMLE,
Prof. Dr. Kamile MARAKOĞLU
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi
Aile Hekimliği Anabilim Dalı Bşk.